NELER OLUYOR BİZE?

1-) Mayıs ayı içerisinde ortalıkta hiçbir şey yokken Meslekte Birlik grubu kamu gözetim kurulu başkanıyla görüşüyorlar ve 10 yıllık SMMM'lerin sınavsız denetim yapacaklarını söylüyorlar. Katıldığım bir forumda saolsunlar büyüklerimiz kürsüde benimde konuşmama müsaade ediyorlar ve o zaman soruyorum; böyle birşey var mı diye? Hayır Meslekte Birliğin öne geçme çabaları öyle bir şey yok hayal ürünü diyorlar.
 
 
2-) Haziran ayı içerisinde bu seferde neden sadece mali müşavirler yapsın ki; sınavı veren herkes denetim işini yapabilir diyor maliye bakanlığı müsteşarı ilginç bir şekilde. Derken haziran ayı sonlarında Nurettin Canikli isminin ön plana çıktığı bir çalışma ile mali müşavirlerin sınavsız denetim yapması çıkartılarak bu hak sadece YMM'lere ve ne hikmetse bakanlık müfettişlerine veriliyor.
 
 
3-) Sonra bu gelişmelerden sonra ne kurtarsak kardır mantığıyla yapılmış olacak ki; sadece 10 yıllık mali müşavirlere sınavsız denetim hakkı tanıyan bir önerge daha ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle mayıs ayı başlarında konuşulan şey gerçekleşmiş oluyor. Yani 10 yıllık SMMM'lere sınavsız denetim yetkisi verilmesi. İlginç olan şey ise şu; oda yöneticilerimizden birisi son anda verilen bu önergeden haberleri olmadığını söylüyor!!!
 
 
Neler oluyor bizlere? Senaryo zaten yazılmış mıydı? İlk önce eşşeğimizi kaybettirdiler sonra da bir kısım için geri mi buldurdular yani. Bu gerçekten, yazılmış bir senaryonun gerçeğe dönüştürülme çabası mı?
 
 
Osman ARIOĞLU ne demişti; ayrı odalar ayrı Türmoblar kurulsun. Yaşanılan son süreçte birçok meslektaşta Türmob'tan ayrılma düşüncesi iyice netleşmedi mi? Yani ayrı bir Türmob düşüncesini oturtmak tamam gibi. İnsanların bunu istemekte ne kadar haklı oldukları yaşanılan son süreçte gayet iyi anlaşıldı.


Sıra geldi SMMM'ler arasındaki ayrıştırmaya! 10 yılı aşan SMMM'ler, 10 yılı aşmayan SMMM'ler. Bunu acaba iktidar, birilerinin söylediği gibi oda yönetimlerinde bulunan egemen karşı görüştekilerin gücünü azaltmak için bilinçli olarak mı yapıyor?
 
 
Meslekte Birlik grubu hükümete yakın olduğunu iddaa ederken böyle ayrımcı kararlar alınmasına neden engel olamıyor. Madem hükümete yakınsınız meslektaşlar arasında ayrışmayı körükleyecek bu tip kararlara neden engel olunamadı. 10 yıl altında kalan ve bu gruba oy veren yüzlerce genç meslektaşımız yok mu?
 
 
Mevcut yöneticiler ve Türmob neden birilerinin ekmeğine yağ sürüp ayrıştırmacı politikalara destek veriyorsunuz. 1 tane bile meslektaşımız aynı şartlarda denetim yapmayacaksa biz bu işi istemiyoruz diyemez miydiniz? Böyle diyerek meslekteki ayrışmayı önleyemez miydiniz? Ne olacak şimdi, gençler alternatif peşinde koşmasınlarda ne yapsınlar? Gençlerin hakkını kim savunacak...

 
 
 
Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğlunun öyküsüdür.

Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını ister hocası. Çocuk, bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazar. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlatır. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizer. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterir.

Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesidir. İki gün sonra ödevi geri aldığında, kağıdın üzerine kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir sıfır ve "Dersten sonra beni gör" uyarısını görür. "Neden sıfır aldım ?" diye merakla sorar hocasına. "Bu ödev, senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" der hocası. "Paran yok. Gezgin bir aileden geliyorsun. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da almalısın. Bunu başarman imkansız" der ve ekler : "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."

Çocuk evine döner. Uzun uzun düşünür. Babasına danışır. "Bak oğlum," der babası, "bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu, senin için oldukça önemli bir seçim." Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürür hocasına. "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin ..." der, "ben de hayallerimi."

O orta iki öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev ise şöminenin üzerinde asılı…

Kimsenin, hayallerinizi çalmasına izin vermeyin. Ne durumda olursanız olun, KALBİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN !..