KONSİNYE SATIŞLAR VE TEK DÜZEN MUHASEBE SİSTEMİNE GÖRE MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 12:06
Aşağıdaki linkten ilgili dosyayı bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
http://www.upload.gen.tr/d.php/s9/fi3hgfyg/Konsinye.doc.html
Etiketler: Muhasebe Kayıtları
ÖDENMEYEN SİGORTA PRİMLERİNİN SONRADAN ÖDENMESİ HALİNDE NASIL GİDERLEŞTİRİLECEĞİ ve TECİL EDİLEN PRİMLERİN DURUMU
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 10:405. GEÇİCİ VERGİ BAKIMINDAN DURUM:
Bilindiği gibi, geçici vergi matrahının tespiti sırasında aynen yıl sonundaki esaslara göre kazancın tespit edilmesi temel prensiptir. Bu nedenle, geçici vergi dönem sonları itibariyle vadesi geçtiği halde ödenmemiş SSK primlerinin geçici vergi matrahının tespit sırasında da KKEG olarak dikkate alınması gerektiği söylenebilir.
Bize göre bu anlayış hatalıdır. Çünkü SSK primlerinin ödenmedikçe gider yazılamayacağı, yıllık gelir veya kurumlar vergisi bakımından getirilmiş ve sadece bu açıdan geçerli olması gereken bir düzenlemedir. Bunun sınırlarını geçici vergiyi de kavrayacak şekilde genişletmek kanaatimizce mümkün değildir. Aksi takdirde, anlamsız sonuçlar çıkabilir. Sözgelimi, SSK primlerinin sırf ödenmediği gerekçesi ile KKEG olarak dikkate alındığını ve bu nedenle geçici vergi ödenmek zorunda kalındığını düşünelim. Bu primler yıl bitmeden ödendiği takdirde, yıllık gelir veya kurumlar vergisi bakımından gider olarak dikkate alınacağına göre, geçici verginin gereksiz yere ödenmiş olduğu ve geçici verginin getiriliş amacına aykırı bir sonuç ortaya çıktığı açıktır. Bu nedenle, son geçici vergi dönemi hariç önceki geçici vergi dönemlerinde, primlerin sonradan ödenebileceği gerekçesiyle, bu uygulamanın yapılmaması (yani ödenmemiş primlerin KKEG olarak dikkate alınmaması) gerektiğini düşünüyoruz. Aksi halde, yıllık vergiye mahsup edilmek üzere alınan ve bir anlamda avans niteliği gösteren geçici vergi amacından sapar ve bağımsız vergilemeye dönüşür.
Eski Hesap Uzmanı,
Etiketler: Muhasebe Kayıtları, Vergi Mevzuatı
Faturanın işletmeye geç gelmesi ve KDV indirimi
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 10:23Ticari hayatta çoğu zaman mal sevkiyatı sevk irsaliyesi ile yapılmakta ve sevkiyata ilişkin fatura işletmeye daha sonra kargo ya da posta ile gönderilmektedir.
Özellikle ay sonlarında yapılan mal ticaretindeki faturaların düzenlenmesi ve alıcı firmaya ulaşması, ilgili ay KDV. Beyannamesinin verileceği tarihten sonraki bir güne rastlamakta, muhatap işletme yetkilileri arasında faturanın kayıtlara alınıp alınamayacağı yönünde tereddütler yaşanmakta ve bu tereddütler da iş hayatında verimliliği olumsuz yönde etkilemekte ve hatta idare ile firma arasında vergi ihtilaflarına neden olmaktadır.
İşletmecileri ve muhasebe mesleğini icra edenleri yakından ilgilendiren faturanın işletmeye geç gelmesi ve KDV indirimi makalemizin konusunu oluşturacaktır.
a. Vergi Usul Kanunu hükümleri
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'muzun 219'uncu maddesi "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:
a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.
b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.
c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir" hükmüne amirdir.
Bu madde hükmünden de anlaşılacağı üzere işlemlerin defterlere zamanında kayıt edilmesi gerekmekte olup (a) bendi gereğince işlemlerin iş hacmindeki yoğunluğa bağlı olarak 10 günlük bir gecikmeyle kayıt edilmesine müsaade edilmiştir. Yine aynı maddenin (b) bendinde ise kayıtlara ait muhasebe fişlerinin yetkili amirlerin imza ya da parafının bulunması durumunda bu fiş ve benzeri vesikaların deftere işlenmesine eşdeğer olacağı ifade edilmiştir.
Kayıt nizamı hükümlerine uyulmaması halinde VUK 352'nci maddesinin (I) bendinin 6 fıkrası gereği 1'inci derece usulsüzlük cezası kesileceği de hüküm altına alınmıştır.
Buradan anlaşılması gereken şudur:
a) Kanun 10 günlük gecikmeye ve bu kayıtların 45 gün içinde de yasal defterlere işlenmesine izin vermiştir.
b) Ancak kayıtların 10 günlük gecikme dışında da kayıt altına alınması mümkündür. Bu durumda ise kanuna aykırı hareket etmekten dolayı 1'nci derece özel usulsüzlük cezası tatbik edilecektir.
b. Katma Değer Vergisi Kanunu hükümleri
İşletmelerde faturanın geç gelmesine bağlı olarak indirim konusu yapılan KDV. özellikle ilk yıllarda sürekli sancılı olmuştur. Nitekim idare ile mükellefler arasında yaşanan uyuşmazlıklar ve davalar neticesinde kanun koyucu 29'ncu maddeye 3'üncü fıkrayı ilave ederek "İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir" hükmünü eklemek suretiyle uygulamada rahat hareket edilmesine olanak sağlamıştır.
18 Temmuz 1986 tarih ve 19168 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 23 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği'nin H bendinin 3'üncü fıkrasında "...mükelleflerin alış ve giderlerine ilişkin vesikaların kendi iradeleri dışındaki sebeplerle işletmeye kayıt süresi geçtikten sonra intikal etmesi halinde, ispat ve tevsik edilmek şartıyla olayın mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve vesikaların kayıt süresinden sonra kayda alınması mümkündür. Mükellefler bu suretle belgeleri kanuni sürenin geçmesinden sonra defter kayıtlarına almaları halinde de fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilen katma değer vergisi bu belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilecektir..." denmiş ve hemen arkasından da konunun daha iyi anlaşılması bakımından "...28 Ağustos 1986 tarihli faturanın 16 Ekim 1986 tarihinde deftere kayıt edilmesi halinde Ekim 1986, 4 Kasım 1986 tarihinde deftere kayıt edilmesi halinde de Kasım 1986 vergilendirme dönemlerinde indirim konusu yapılabilecektir..." şeklinde örnek verilmiştir.
Nitekim idare ile mükellefler arasında yaşanan uyuşmazlıklar dava konusu haline gelmiştir. Faturanın geç işlenmesine bağlı olarak yapılan KDV. İndirimi konusu özellikle Danıştay'ın 7'nci ve 9'uncu dairelerinde çözümlenmiştir. Nitekim;
Danıştay 7'nci Dairesi 17.01.91 karar tarihli, 4021 esas ve 130 no.lu kararında;
"...şirketin kayıtlarında işlenmiş bulunan belgelerin sadece defterlere geç yazılması mükelleflere kanunen tanınan bu hakların ortadan kaldırılmasına neden olmayacağına..."
27.01.93 karar tarihli, 4413 esas ve 200 no.lu kararında;
"...vergi indirimi mükellefiyete bağlı bir görev ve hak olduğundan, sadece belgelerin bütün defterlere aynı takvim yılı içinde geç yazılması, mükelleflere kanunen tanınan bu hakkın ortadan kaldırılmasına neden olmayacağına..." hükmetmiştir.
KDV Kanunu'nun 29 maddesinin 3'üncü fıkrasından, bu fıkraya bağlı 23 seri no.lu KDV Genel Tebliği'nden ve Danıştay kararlarından da açıkça anlaşılacağı gibi; faturanın işletmeye ve/veya muhasebeye geç gelmesi, faturadaki tarihe ait beyannamenin verilmiş olmasından sonra gelmesi hali söz konusu faturanın kayıtlara alınmasına engel değildir. Buradaki önemli kıstas, fatura hangi tarihte gelirse gelsin, takvim yılı aşılmadan önce kayıtlara alınması gerektiğidir.
c. Faturadaki KDV indiriminin imkansız hale gelmesi
Özellikle aralık dönemine ilişkin KDV beyannamesinin verilmesinden sonra işletmeye gelen ya da kayıtlara alınması geciken faturadaki KDV'nin indirim konusu yapılması mümkün değildir. İndirim konusu yapılamayan KDV'nin gider yazılmak suretiyle gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirimi de söz konusu değildir. (KDVK. Md. 58)
Böyle bir durumda, faturadaki matrahın ilgili hesaplara ve KDV tutarının da kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayıtlara işlenmesi uygun olacaktır.
d. Değerlendirme ve sonuç
Muhasebenin temel kavramlarının 4'üncüsü olan dönemsellik kavramı her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasını esas kabul ederken aynı zamanda da hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması ilkesini benimsemiştir.
İşletmelerin satılan mal ve hizmet maliyetinin kayıtlara zamanında intikal ettirmesi geçici vergi matrahının ve bu matraha bağlı olarak oluşacak dönemsel kâr veya zararın doğru beyan edilmesi açısından da oldukça önemlidir.
Ancak faturanın ait olduğu aydan sonra ya da faturanın ilgili olduğu dönem KDV beyanının tahakkuk ettirilmesinden sonra işletmeye ulaşması halinde KDV Kanunu gereğince ilgili faturanın işletmeye geldiği tarihte söz konusu tebliğ uyarınca mücbir sebep sayılarak kaydı yapılacaktır.
Bu durumda, inceleme ya da ihtilaf halinde; VUK 352'nci maddesi gereğince usulsüzlük cezasına muhatap olunacağı da akıllardan çıkarılmamalıdır.
Tebliğde de açıkça ifade edildiği üzere aralık dönemine ait KDV beyannamesi tahakkuk ettikten sonra işletmeye gelen fatura ve benzeri evrakların kayıtlara alınması kural olarak mümkün olmamakla birlikte indirim konusu meblağın yüksek tutarlarda olması halinde ilgili döneme ait beyannamenin yeniden düzenlenerek (meslek camiamızda düzeltme beyanı olarak adlandırılmakta olan beyanname) vergi dairesi tarafından tahakkuk ettirilmesi uygun olabilir. Böyle bir durumda ilgili dönem kayıtlarının; idare tarafından incelemeye alınacağı da unutulmamalıdır.
Ümit Günışıldar
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
28.02.2007
Etiketler: Muhasebe Kayıtları, Vergi Mevzuatı
Serbest meslek faaliyeti ile ilgili harcamaların giderleştirilmesi
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 10:39Gelir Vergisi Yasası'nın 67'nci maddesinde yer alan tanımlamadan anlaşılacağı üzere "Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır.
Müşteri veya müvekkilinden, serbest meslek faaliyeti ile ilgili olmak üzere para ve ayın şeklinde alınan gider karşılıkları kazanca ilave edilir."
Söz konusu yasa maddesinde yer alan ve müvekkilden "serbest meslek faaliyeti ile ilgili olmak üzere para ve ayın şeklinde alınan gider karşılıkları"ndan anlaşılması gereken herhangi bir serbest meslek erbabının müvekkilinden ücreti dışında gider karşılığı olarak nakden veya ayın olarak alınan ek miktardır. Örneğin serbest meslek faaliyetlerinde yapılacak iş karşılığında alınan bedel dışında uçak, otel, yemek ve benzeri giderler için serbest meslek erbabı söz konusu ödemeleri müşterisi adına yapmakta ve bağlamda da tür giderlerini müşterisi adına fatura ettirmektedir. Bu gibi hallerde yapılan ödemeler doğrudan müşteri kayıtlarına intikal ettiği için bu harcamalar serbest meslek faaliyeti sahibinin kayıtlarına intikal ettirilmemektedir.
Ancak son zamanlarda konuya ilişkin olarak yapılan yanlış ve yanıltıcı değerlendirmeler sonucunda özellikle seyahat giderlerinin müşteri tarafından karşılanması halinde, bunlar için dahi serbest meslek erbabının makbuz ödemek, düzenlemek zorunda olduğu, dolayısıyla müşteri tarafından serbest meslek erbabına ödeme yapılırken Gelir Vergisi Yasası'nın 94/2-b maddesi uyarınca tevkifata tabi tutulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Bu aşamada söz konusu görüş tamamen yanlıştır. Şöyle ki;
* Eğer bir serbest meslek erbabının müşterisi adına iş takibi için seyahat etmesi halinde seyahat harcamalarının müşteri adına fatura edilmesi halinde bu harcamalar için ayrıca serbest meslek makbuzunun düzenlenmesine gerek yoktur. Daha açıkçası bu tür harcamalar için serbest meslek makbuzu düzenlenmeyecektir.
Gerçekte Vergi Usul Yasası'nın 236'ncı maddesinde de hükme bağlandığı üzere "Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her tür tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek" zorundadır. Seyahat giderlerinin müşteri veya müvekkil tarafından karşılanması ve dolayısıyla bu tür harcamalar için müşteri ve müvekkil adına fatura düzenlenmesi halinde ayrıca serbest meslek erbabının müşterisi veya müvekkili adına serbest meslek makbuzu düzenlenmesi söz konusu olamaz.
* Ancak buna karşılık serbest meslek erbabının müşterisinden veya müvekkilinden talep ettiği ve aldığı ücret dışında nakit veya nakde dönüştürülmesi söz konusu olabilecek bir ödeme aracı ile yapacağı seyahat için belli bir bedel talep etmesi halinde, söz konusu bedeli tahsil edebilmek için serbest meslek makbuzu düzenleyecek ve dolayısıyla da yapacağı bu tahsilat Gelir Vergisi tevkifatına konu edilecektir.
Dolayısıyla son zamanlarda bazı görüş sahiplerince müşteri veya müvekkil tarafından karşılanan seyahat giderlerinin serbest meslek makbuzuna bağlanması ve bu nedenle de stopaja tabi tutulması gerektiği konusundaki görüşün hiçbir hukuki dayanağı ve mantığı da bulunmamaktadır.
Diğer yandan Gelir Vergisi Yasası'nın 67'nci maddesinde yer alan "Vergi, resim, harç, keşif, şahitlik, bilirkişilik ve ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere müşteri veya müvekkilden alınan ve tamamen bu hususlara sarf edilen para ve ayınlar kazanç sayılmaz" hükmü, söz edilen ödeme ve harcamaların özelliğinden kaynaklanmaktadır. Çünkü yasa maddesinde sayılan ödemelerin birebir ilgili yerlere yatırılması gerekmektedir. Bu ödemelerin ister serbest meslek erbabı isterse müşteri veya müvekkil tarafından yapılması durumu değiştirmeyecektir. Ancak eğer serbest meslek erbabı 1.350 YTL olarak adliye veznesine yatırılması gereken bir bilirkişilik ücreti için müvekkili ile fiilen yatırılan kısım arasındaki fark müşteriye iade edilmezse, serbest meslek erbabının sağladığı menfaat olarak kabul edilecek ve dolayısıyla 150 YTL'lik kısım ayrıca tevkifata ve Katma Değer Vergisi'ne konu edilecektir.
Uygulamada icra edilen serbest meslek faaliyetine paralel olarak bazı giderlerin müşteriler tarafından karşılanması daha doğrusu ödenmesi söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlarda müşteri tarafından karşılanması söz konusu olan ve yine müşteri adına düzenlenen fatura ve benzeri nitelikteki belgelerden anlaşılan giderlerin müşteri kayıtlarına intikal ettirilmesi halinde bu gibi harcamaların ayrıca serbest meslek kazancının tespitinde dikkate alınmasının söz konusu olmamasıdır. Örneğin bir serbest meslek erbabı adına düzenlenmiş bulunan uçak biletinin ücreti eğer müşteri tarafından ödenmiş bulunuyorsa ve yine müşterisi kayıtlarına intikal ettirilmemiş ise bu bilete ilişkin harcamaların ayrıca serbest meslek erbabının kayıtlarına intikal ettirilmesi de söz konusu olamayacaktır.
Veysi Seviğ
Etiketler: Muhasebe Kayıtları
Şirketin vazgeçtiği alacaklar, 3 yıl boyunca özel hesapta izleniyor
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 12:02SORU: İnşaat malzemeleri satan bir firmayız. Bazı ürünleri almış olduğumuz firma ile aramızda mevcut cari hesap sözleşmesine göre biriken borç bakiyemiz üzerinde alacaklı firma yetkilileri ile yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunda yüzde 25 oranında indirim sağladık. Buna ait olarak aramızda bir protokol imzaladık. Bu durumda söz konusu borç bakiyemiz yüzde 25 oranında azalmış oldu. Buna göre kayıtlarımızı nasıl düzenleyeceğiz?
YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 324. maddesi uyarınca "Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınmaktadır." Yasal düzenleme gereği "Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kâr hesabına aktarılır."
Yasa hükmü gereği değersiz alacak niteliğinde olup, borçlu açısından borcunun alacaklı tarafından belli bir kısmının silinmesi nedeniyle borçlunun mali durumunun bozuk olduğu varsayılarak vazgeçilen kısmın ileriki yıllarda vergilendirilmesi öngörülmüştür. Dolayısıyla vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabına alınmaktadır. Bu hesaba alınan alacaklar, üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kâr olarak kabul edilmektedir.
Vazgeçilen alacaklar borçlu kayıtlarında öncelikle "320 satıcılar" hesabına borç, "549 Özel Fonlar" hesabına alacak gösterilecektir.
Eğer işletme zarar etmez ise bu takdirde yukarıdaki kaydın yapıldığı yıl sonundan itibaren üçüncü yılın sonuna kadar söz konusu mükellef zarar etmez ise bu takdirde öncelikle "549 Özel Fonlar" hesabına borç, "679 Diğer Olağandışı Gelir ve Kârlar" hesabına alacak, daha sonra da "679 Diğer Olağandışı Gelir ve Kârlar" hesabına borç, "690 Dönem Kâr ve Zarar" hesabına alacak kayıt edilmek suretiyle vazgeçilen ödeme dönem kazancına dahil edilir.
Mevcut yasal düzenleme gereği olarak bir alacağın ödenmesinden konkordato ve sulh yoluyla vazgeçilmiş olunmalıdır. Borçlu yönünden söz konusu alınmasından vazgeçilen miktarın "Özel Fon" hesabında izlenmesi de yasal zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Uygulamada konkordato halini belgelemekte bir güçlük bulunmamakla birlikte sulh yoluyla vazgeçilen alacaklar için hukuki bir merasime veya anlaşmanın şekle tabi olup olmadığı konusunda yasal açıdan bir açıklama mevcut değildir.
Ancak Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanmış bulunan 284 Sıra numaralı Vergi Usul Yasası Genel Tebliği ile bu bağlamdaki sulh anlaşmalarının notere tasdik ettirilmesi öngörülmüş bulunmaktadır. Vazgeçilen alacaklarda alacaklı taraf için "Değersiz Alacak" haline dönüşmektedir.
Dolayısıyla bu durumun taraflarda kanıtlanmasına yönelik bir anlaşmayı müştereken imzalayıp kabullendiklerini gösteren bir belgenin varlığı olayın ispatı açısından da zorunlu olmaktadır. Ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 288 ve müteakip maddeleri de vazgeçilen alacakların hem alacaklı ve hem de borçlu açısından belgelendirilmesini öngörmektedir.
Veysi Seviğ
Etiketler: Muhasebe Kayıtları
UYGULAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER-1
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 09:57UYGULAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER-1
Uygulamada dikkat edilmesi gereken birçok önemli husus bazen bilgi eksikliğinden çoğu zaman da yeteri kadar dikkat edilmediğinden dolayı göz ardı ediliyor. Derlense kitap olabilecek çoklukta olan bu konulara en önemlilerden ve de en çok soru alanlardan başlayarak bir giriş yapalım.
Faturada Ayrıca Gösterilmeyen KDV İndirim Konusu Yapılamaz;
3065 sayılı KDV Kanununun 34.maddesinde; KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için belge üzerinde ayrıca gösterilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu da KDV dâhil olarak düzenlenen faturalardaki KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı anlamına gelir. 22 seri Nolu KDV genel tebliğinde de bu konu açıklanmış, sadece tarifesi KDV dâhil olarak belirlenen işler (yolcu biletleri, gazete, dergi, kitap, ilaç, akaryakıt faturaları vb) ile özel matrah şekline tabi mal ve hizmetler (spor toto, milli piyango, at yarışları vb) için düzenlenen faturalarda dâhil olarak gösterilen KDV’nin iç yüzde ile ayrılarak indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir.
Bunun dışında deftere tabi olan mükelleflerin KDV dâhil düzenlenen faturaları almaları halinde, KDV’sini indirim konusu yapamayacaklarını bilmeleri gerekir. İndirim konusu yapılamayan bu tutarlar ise gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir.
Akaryakıt Faturaları, Ekinde İptal Edilmiş Yazar Kasa Fişleri Olmadan Gider Kaydedilemez;
Akaryakıt satışları ile ilgili olarak özel anlaşmalara göre fişlerin faturaya dönüştürülmesi durumunda 68 seri Nolu ÖKC Tebliğine göre Akaryakıt faturalarını alanların bu faturaları gider belgesi olarak kaydedebilmeleri için;
1- İki işletme arasında özel bir sözleşme olması ve sorulduğunda bu sözleşmenin ibraz edilmesi gerekmektedir.
2- Fatura üzerindeki tutar ile ekindeki iptal edilmiş ödeme kaydedici cihaz fişlerinin toplam tutarının birbirine eşit olması gerekmektedir. Ödeme kaydedici cihaz fişlerinin toplam tutarının faturada yazılı tutardan daha az olması halinde, adına fatura düzenlenen kişi veya kuruluşlar muhasebe kayıtlarında fişlerin toplam tutarını esas alacaklardır.
Alınan Yazar Kasa Fişlerinin Kayıt Edilmesi;
213 sayılı VUK’nun 232. maddesinde Fatura Kullanma Mecburiyeti anlatılmıştır. Buna göre, Birinci ve İkinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbaplarına, basit usule tabi olanlara, vergiden muaf esnafa, defter tutmak zorunda olan çiftçilere yapılan satışlarda rakam ne olursa olsun fatura düzenlenmesi gerektiği, bu gerçek veya tüzel kişilerinde fatura istemek ve almak zorunda oldukları açıkça belirtilmiştir.
233.maddesinde ise Perakende Satış Vesikaları anlatılmış, işletmelerin fatura vermek zorunda olmadıkları satışlar ve nihai tüketiciye yaptıkları satışlar için perakende satış vesikaları düzenleyebilecekleri belirtilmiştir.
Öte yandan, 204 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak işyerlerinde kullanmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme zorunluluğuna ilişkin haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış fişi veya ödeme kaydedici cihaz fişlerinin, 275 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile taksicilerden alınan perakende satış fişlerinin, 68 Sıra No.lu ÖKC teb.göre ise fatura düzenleme zorunluluğuna ilişkin haddi aşıp aşmadığına bakılmaksızın satın alınan akaryakıt bedeli karşılığında alınan ödeme kaydedici cihaz fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.
O halde Akaryakıt pompalarının ÖKC fişleri ile tüketim amaçlı ufak yazar kasa fişleri dışındaki yazar kasa fişlerinin işletmede gider ve maliyet belgesi olarak kullanılmamasına dikkat edilmesi gerekir.
Sakatlık İndirimi Uygulaması;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Sakatlık İndiriminin belirlendiği 31.maddesinde 4842 sayılı kanun ile önemli bir değişiklik yapıldı. 2004 tarihinden önce sakatlık indirimi tutarları günlük olarak belirleniyor, çalışılan gün sayısı indirim tutarı ile çarpılarak sakatlık indirimi tutarı bulunuyordu. 2004 tarihinden itibaren ise yapılan değişiklikle bu uygulamadan vazgeçildi. Özürlü olarak sakatlık indirimi hakkına sahip olan kişi ayda 1 gün dahi çalışsa, aylık sakatlık indirimi tutarının tamamının indirimine hak kazanıyor ve aylık indirim tutarının tamamının gelir vergisi matrahından düşülmesi gerekiyor. Oysa hatırı sayılır bazı Bordro programları halen eski sisteme göre aylık olarak belirlenen sakatlık indirimini günlüğe çevirerek hesaba katmakta, işçi aleyhine önemli bir hata yapmaktalar.
Geç Gelen Faturaların Kaydı;
KDV Kanunun 29.maddesinin 3.bendine göre takvim yılı atlamadığı sürece geç gelen faturaların sonraki aylara işlenip Fatura üzerindeki KDV’nin de indirim konusu yapılmasında bir sakınca yoktur. Gider açısından ise dönemsellik ilkesine göre hareket edilmeli, yine takvim yılı sonuna kadar gelen faturaları gider kaydetme işlemine özen gösterilmelidir. Yıl Atladıktan sonra gelen faturalar konusunda ise Gerek matrah, gerekse KDV’si 681 hesaba (Önceki dönem gider ve zararlar hesabına) alınıp matraha eklenecek tutar olarak değerlendirilmelidir.
Ancak, geç gelen faturada mal veya maddi duran varlık var ise, mal bedeli 153 hesaba alınmalı, maddi duran varlık bedeli ise ilgili hesapta aktifleştirilmeli, KDV’si ise yine 681 hesaba alınmalıdır.
Çünkü, yıl sonunda fiili envanter yapılmış ve o mala rastlanmamıştır (mal çeşitli nedenlerle işletmeye ulaşmamıştır). Bu durumda geç gelen faturadaki malın da işletmeye fiili envanter tarihinden sonra gelmiş olduğuna kuşku yoktur.
Yazarı: SMMM Bülent FIÇICI
Etiketler: Muhasebe Kayıtları
EŞİN DOĞUM MASRAFLARI
SORU: Eşimin yapmış olduğu doğum ile ilgili olarak yapmış bulunduğum sağlık giderlerini yıllık beyannamem üzerinden indirim konusu yaptım. Bunu mali müşavirimin tavsiyesine uyarak ihtirazi kayıtla beyan ettim. Söz konusu giderleri indirim konusu yapıp yapamayacağım konusunda huzursuz oldum.
YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın 89/2. maddesi uyarınca beyan edilen gelirin yüzde 10'unu aşmaması, harcamanın Türkiye'de yapılması, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle kanıtlanması halinde, mükellefin kendisine, eşine veya küçük çocuklarına ilişkin sağlık giderlerinin beyanname üzerinde indirim konusu yapılması mümkündür. Bu bağlamda indirim konusu yapılacak miktarın hesaplanmasında katma değer vergisi dâhil toplam fatura miktarı dikkate alınacaktır.
Dolayısıyla eşinizin yapmış olduğu doğum nedeniyle üstlenmiş bulunduğunuz ve ödemiş olduğunuz giderlerin yüzde 10'unu beyanname üzerinde indirim konusu yapmanızda vergi hukuku ve uygulamaları açısından herhangi bir sorun yaratmayacaktır. (V. Seviğ)
Etiketler: Muhasebe Kayıtları
İNŞAAT İŞLERİNDE AMORTİSMAN
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 08:30İNŞAAT İŞLERİNDE AMORTİSMAN
SORU: Yıllara sâri inşaat işi yapan bir Anonim şirketiz. Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin inşaat işinde kullanılmadığı zamanlara ait amortismanın maliyetlere nasıl intikal ettirileceği konusunda tereddüde düştük. Bu arada yıl ortasında veya yılın herhangi bir ayında satın alınan iş makinesine ait amortismanın maliyetlere intikali nasıl olacaktır?
YANIT: Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde veya bu işlerin diğer işlerle birlikte yapılması halinde müşterek genel giderler ve amortismanlar aşağıdaki esaslara göre dağıtılır.
· Yıl içinde birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların birbirine olan nispeti dâhilinde,
· Yıl içinde tek veya birden fazla inşaat ve onarma işinin, yıllara sâri olmayan işlerle birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler, bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hâsılat tutarlarının birbirine olan nispeti dâhilinde,
· Birden fazla inşaat ve onarma işlerinde veya bu işlerle sair işlerde müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanları ise bunların her işte kullanıldıkları gün sayısına göre maliyet olarak dağıtıma tabi tutulur. Yasal düzenleme gereği amortismana tabi iktisadi kıymetlerle ilgili amortismanın dağılımı ise aşağıdaki şekilde olacaktır.
· Mobilya, mefruşat, bilgisayar gibi büro malzemelerinin amortismanı, ortak giderlere eklenerek dağılımı sağlanacaktır.
· Yıl içinde alınan tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının satın alındığı tarihten önceki günlere isabet eden amortismanlar, yine ortak genel giderlere eklenerek dağılımı yapılır.
· Tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının kullanılmayıp boş kaldığı günlere isabet eden amortismanları, ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur. Bu işlem yapılırken tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının kullanılmadığı ve kullanılmasının mümkün olmadığı işlere pay verilmez. Bir başka anlatımla işverenin taşıt araçlarından ve makinelerden bazılarının yıllara sâri inşaat ve onarma işlerinde kullanılmaması halinde bunların giderleri ile ilgili olarak söz konusu işlere pay verilmez.
Ayrıca uygulamada yıllara sâri inşaat ve onarım işlerinde kullanılan veya kullanılması mümkün olan iktisadi kıymetlerin amortismanlarının boş kalan (çalışılmayan) günlere isabet eden tutarları söz konusu işlerin maliyet tutarı ve satış tutarları dikkate alınarak müşterek genel gider olarak dağıtıma tabi tutulması gerekmektedir.(V. Seviğ)
Etiketler: Muhasebe Kayıtları
SERMAYE ŞİRKETLERİNDE 1.TERTİP YASAL YEDEK AKÇELER
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 20:08SERMAYE ŞİRKETLERİNDE 1.TERTİP YASAL YEDEK AKÇELER
Sermaye şirketlerinde yedek akçelerin TTK tanımı yapılmış, ayrılma şekil ve özellikleri belirtilmiştir. TTK 466. maddesi ile yasal yedek akçeler zorunluluk hale getirilmiş, ve yine bu maddesi ile ne zamana kadar yasal akçelerin ayrılması gerektiği belirtilmiştir.
1.Tertip Yasal Yedek Akçeler
I.Tertip yasal yedekler TTK 466/1. maddesinde ne oranda ayrılacağı ve ne zamana veya ne tutara ulaşıncaya kadar ayrılacağına dair, hüküm yer almaktadır. Kısaca bu madde ile karın %5’i oranında yasal yedekler ayrılır. Ayrılan bu tutarlar ödenmiş sermayenin %20’sine ulaşıncaya kadar ayrılmaya devam edilir. Bu bir zorunluluktur. Bu oran sözleşme ve genel kurullarda alınan kararlarla arttırılabilir. Ancak, sermaye artırımı yapılmışsa yeni ödenmiş sermayenin %20’sine ulaşıncaya kadar tekrar yedek akçe ayrılmaya devam edilir. I.Tertip yasal yedeklerin matrahı vergi sonrası kadardır.
Yedek Akçe Nedir?
Yedek akçeler, işletmenin vergi sonrası kalan kısmının,diğer bir deyişle özvarlığındaki artışın, ortaklara dağıtılmayarak, işletmenin bünyesinde bırakılmasıdır.
Yedek Akçe Ayrılmasına Neden İhtiyaç Vardır?
TTK’unu gereği, ileride oluşabilecek ekonomik sıkıntı dönemlerinde işletmenin finansmanına yardımcı olması, zararların kapatılması, alacakların işletmenin mali yapısının güçlü olduğunu görmesi için yedek akçe ayrılması gerekmektedir. Bir diğer ifade ile işletmelerin kendi oto finansmanlarını kendilerinin sağlaması amaçlanmıştır. İşletmenin karı yok ise yedek akçe ayrılmaz.
Yedek Akçe Bölümlenmesi
1) Kanuni Yedek Akçeler: TTK 466.maddesi ile düzenlenmiş ve yine bu kanunda “umumi yedek akçe” olarak belirtilmiştir.Kanuni yedek akçeler, kendi içinde I.Tertip yedek akçe ve II.tertip yedek akçe olarak iki bölüme ayrılmıştır.
2) Sözleşme Gereği Yapılan Yedek Akçeler ( İhtiyari Yedek Akçe): TTK 467.maddesi uyarınca A.Ş sözleşmelerinde belirtilme suretiyle ihtiyari yedek akçe ayrılabilirler.
3) Genel Kurul Kararı Gereği Ayrılan Olağanüstü Yedek Akçeler: TTK gereği genel kurula karar alınması durumunda yedek akçe ayrılması imkanı tanınmıştır.
Muhasebe Açısından Yedek Akçeler
Muhasebede yedek akçeler ikiye ayrılmıştır. Bunlar ;Sermaye yedekleri ve Kar yedekleridir.
Sermaye Yedekleri: Özkaynaklarda meydana gelen ve işletmede bırakılan tutarlardır.
- Hisse senedi ihraç primleri
- İptal edilen ortaklık payları
- Yeniden değerlemedeki değer artışları
Kar Yedekleri: Kanun, sözleşme ve yetkili organların tarafından alınan kararlar gereğince, dağıtılmamış ve işletmede alıkonulmuş kararlardır.
Yedek Akçelerin Nitelikleri
1) Vergiye tabi değillerdir. Zira; vergi sonrası dağıtılabilir,kardan ayrılmaktadır.
2) Kurum kazancından indirim konusu yapılmaz.
3) Yedek akçe olarak ayrılan karlar, şirket bünyesinde kalacağından dolayı stopaj ödemesi yapılmamaktadır.
4) Yine yedek akçe olarak ayrılan karlar, sermayeye ilave edildiğinde stopaj uygulaması yapılmayacaktır.
5) Sermaye artırımı yapılırsa yeni ödenmiş sermayenin %20!sine ulaşıncaya kadar tekrar ayrılmaya devam edilir.
ÖRNEK:X Turizm A.Ş 2006 dönemine ait vergi sonrası karı 114.000 YTL, ödenmiş sermayesi 400.000 YTL dir.
I.Tertip yasal yedek 114.000 % 5 = 5.700YTL
---------------------,/,-------------------------------------------------
570 Geçmiş Yıl karları 5.700
-------------------------------540 Yasal Yedekler 5.700
--------------------------------I.tertip yasal yedek
-------------------,/,--------------------------------------------------
Not: I.tertip yedek akçe an fazla ödenmiş sermayenin %20’sine ulaşıncaya kadar ayrılır.
Yani 400.000 %20 = 80.000 YTL ‘ye kadar I.tertip yedek akçe ayrılır.
Hikmet Güneş
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Etiketler: Muhasebe Kayıtları