Etiketler: Bizim Söylediklerimiz, Kültür-Sanat
Yağmuru seviyorum diyorsun,
Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
Güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
Rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte, bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun...
Shakespeare
Etiketler: Kültür-Sanat
Beni ... Rağmen Sever Misin?
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 20:43Etiketler: Kültür-Sanat
Hoşgörü, sağlıklı insan davranışıdır. Hoşgörü sağlıklı insan hayatının, özüdür. Beşeri münasebetlerin temelidir.
Bugün her zamankinden daha fazla hoşgörüye ihtiyacımız olduğu aşikardır. Olumsuz birçok davranışın sebebi, yeterince hoşgörülü olamamaktır. Evde, trafikte, sokakta, okulda, işyerinde, kısaca insanın olduğu her yerde eğer hoşgörü yoksa orada bencillik, anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür.
Eğitimli ya da eğitimsiz her insanda görülebilen bir eksikliktir, hoşgörüsüzlük. Peki bunun sebebi nedir? Neden tarih boyunca Yüce Milletimizin hasletlerinden olmuş bir davranışı, bugün yeterince gösteremiyoruz. Bunun bir çok sebebi olabilir. Bunlardan kanaatimizce en önemlisi: insanın kendisi ile barışık olamamasıdır. İnsanımız, kendisine güvenmiyor, inanmıyor. Kendisini yeterince tanımıyor. En önemlisi kendisini sevmiyor, saygı duymuyor. Eğer insanın kendisine saygı ve sevgisi kalmamışsa, kendisi ile barışık olması da mümkün değildir.
Düşünün, en son ne zaman aynaya bakıp, kendinize gülümsediniz. Bu sabah kaç kişiye merhaba, günaydın ya da hayırlı sabahlar dediniz. Yoksa her gördüğünüz, tanıdığınız kişi için bu işte öyle biridir diye olumsuz mu düşündünüz? Ayıbını mı aradınız? Bu sabah trafikte içinizden kaç kişiye bir şeyler mırıldandınız. Kaç defa yardıma ihtiyacı olan insanları gördüğünüzde başınızı çevirdiniz. Okulda, sınıfta, sırada kaç kişiye kötü davrandınız. Arkadaşlarınızı, bencilliğinizden dolayı üzdünüz. Yönetici iseniz, idarenizdeki kaç insanı yeterince dinlemediğiniz için kırdınız. Yoksa siz sadece kendinizi mi düşünüyorsunuz?
Hoşgörü bir vurdumduymazlık değildir. Hoşgörü görmezlikten gelmek hiç değildir. Hoşgörü kendini bilmektir. Hoşgörü haddini bilmektir. Hoşgörü haddini bilerek sürdürülen hayat biçimidir. Hoşgörü bir anlayıştır, anlayışlı olmanın adıdır, sevginin yoludur. Hataları düzeltebilmedir. Yoksa bana ne lazımcılık değildir. Anlayışın kendisidir. Hoşgörü, çağın getirdiği sorunların, aç gözlülüğün, doyumsuzluluğun, sevgi yoksunluğunun, güvensizliğin çaresi olabilecek bir anlayış tarzıdır, insanın özüdür.
Görülen odur ki bugün insanımız kendisi ile barışık değil. Her gün, haberlere baktığınızda olayların bir çoğunun sebebinin hoşgörüsüzlükten kaynaklanıp kaynaklanmadığını bir düşünün... İnsan kendisi ile barışık olamadığı zaman, toplumda kendisi barışık olamıyor. Sonra da herkes bir başkasını suçluyor. Çünkü en kolayı bu.
Hz. Mevlana: “ Ben insanların ayıplarını gören gözlerimi kör ettim. Sen de onlara benim gibi iyi gözle bak.” Diyor ve ekliyor.
“Bakın! Toplumsal bunalımların, kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru tedavi yolu ise sevgiyi aramak, yaşamak, uygulamaktır. Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız! ”
Hoşgörü ustası Hz.Mevlana, gibi Yunus Emre, Bektaş Veli, Karaca Sultan da insanları hoşgörüye davet etmişler ve yaşadıkları dönemde Anadolu’yu bir hoşgörü cennetine çevirmişlerdi. Ama bugün aynı Anadolu’da hoşgörü yerine daha çok hoşgörüsüzlük almış başını gidiyor.
Toplumda hoşgörüye dönüşün, hoşgörüyü davranışa dönüştürmenin yolu, hoşgörünün yayılması, insanın sevgiyi yaşamasına, kendisine saygı duymasına, kendisi ile barışık olmasına bağlıdır. Hoşgörünün bir hayat biçimine dönüştürülmesi gereklidir. Bunun için de, Hz. Mevlana ve diğer hoşgörü ustalarının peşinden daha fazla gitmek, onları daha fazla anlamaya çalışmak gereklidir.
Yazımızı hoşgörü ustalarının öğüdü ile bitirelim:
- “ Yıktığın varsa yapacaksın.
Ağlattığın varsa güldüreceksin.
Döktüğün varsa dolduracaksın.
Çıplakları giydirecek, açları doyuracak. Az halkı çok edeceksin. Ve en önemlisi:
Eline,diline, beline sahip olacaksın! ”
Hoşgörülü olacaksın.
Etiketler: Kültür-Sanat
Kedilerle ilgili bu durumu yeni öğrenmiştim:
Normalde sokak kedisi kendini saldırgan köpeklere karşı koruyabilirmiş. Bu direnci kıran tek şey neymiş biliyor musunuz: Sevgi...
İnsanoğlu, eğer bir sokak kedisinin başını okşar ve ona şefkat gösterirse kedicik kendisinin koruma altında olduğunu zanneder ve sivri tırnaklarını içeri çekermiş. Ve vahşi köpeklerin azgın dişlerini gırtlaklarında veya itlaf ekiplerinin zehirli etlerini midesinde bulurmuş.
Küçücük bir dokunuşta gardı düşen ve ölümcül yaralara açık hale gelen sarmanların kaderinde kendi aşk hayatımızın hülasasını buldum.
Biz de Eros'un şefkatine sığınıp, sevdalanınca en mahrem zaaflarımızı ele vermiyor muyuz?
Yıllar yılı ardına sığındığımız barikatların anahtarını gönüllü teslim edip, tırnaklarımızı içeri çekmiyor muyuz?
Sevginin bizi kollayacağına, sarıp sarmalayacağına dair ön kabulümüz yüzünden koruma duvarlarımızı gönüllü kaldırıp, yaralarımızı açık hale getirmiyor muyuz?
Sonra ne oluyor? Sevdamız en büyük zaafımıza dönüşüyor.
Saçımızı okşayan elin bizi ilelebet kollayacağına inanıyor, tatlı sözlere kanıyoruz. Taklalar atıp, cilveler yapıyoruz. Ve en ummadığımız anda, en korunaksız halimizle yakalanıyoruz aşkın hoyrat yüzüne.
Şefkatimiz katilimiz oluyor.
Ders almak mı? Ne münasebet!
Daha son ihanetin yarası kabuk bağlamadan, yeni yaralar için aralıyoruz kalbimizin kapılarını. Zavallı bir kedi yavrusundan farkımız yok aşkın karşısında.
Boynumuzda, kalbimizde pençe pençe darbe izleriyle, her sıcak dokunuşta çocukça uysallaşıp, her hayal kırıklığında "köpek gibi" pişman olarak, her terk edilişte acı çekip her dönüşte biraz daha kanayarak, kanayan yerlerimizi kediler gibi dilimizle yalayarak, "Bir daha aslalarla - Daimalar" arasında yalpalayarak yara bere içinde yaşıyoruz.
O yüzden "Melekler" içe kıvrık patilerle gömülüyor.Ve hayata "Şeytanlar" hükmediyor.
Belki de en iyisi kuyruğu her daim dik tutmaktır. Şefkate kanmış mefta bir ev kedisi olmaktansa, gardını almış bir sokak kedisi olarak hayatta kalmak daha iyidir.
_____Can Dündar_____
Etiketler: Kültür-Sanat
Ben Seni Sevdikçe Ölmeyeceğim
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 13:29
Bir eşi olmalı insanın
Rüzgar O'nun kokusunu getirmeli,
Yağmur O'nun sesini.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği,
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken,
Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!
Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!
Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim...
Can YÜCEL
Etiketler: Kültür-Sanat
Ey Gözleri Yaşlarla Dolan...
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 11:28
Ey gözleri yaşlarla dolan! Kalpten kalbe uzaklık ancak özlediğin ve özlendiğin kadardır. Kalbimde hissettiğim acının tarifi dağlara verilseydi dağlar bu acının ateşiyle küle dönerdi. Sen hangi diyarda acı çekip özlem duyuyorsan bil ki ben de oradayım. Özleyen kalbimizdir, bekleten de acizliğimiz. Sen orada hangi acıların eşiğindeysen bil ki ben o eşiği aşıp ateşe çoktan alev olmuşum.
İnsanım diyerek gezen binlerce gölge var. Kalbinde zerre kadar yakınlık duymadan, sadece nefsinin tutsağı olan. Ey Aşkullah'a inanan insanlar! Bilin ki insanlık çoktan ölmüştür. Kurtuluş sadece aşkla yeniden sevebilmektedir. Yeniden nefes almayı dilerseniz, mazlumum demeyi bırakın Aşıklığa iltica edin. Dünyada nice gözü yaşlı mazlumlar, Aşkullah'ın bağrını dağlamaktalar. Haydi! Sende bir adım at! Belki bir mazlumun özlemi sensin. Belki de sen mazlumun ta kendisisin. Yani uzağa gitmene gerek kalmadı sadece nefsin dostluğundan kurtulup. Gönül evine geri döneceksin. Nice canlar zalimlerin zulmünde. Sen de uzak kalarak zalimlere destek olma.
Bil ki aşıklık, insan olmaktan iyidir. İki gözünü kapasan da, muhakkak bir acıya çarpar bedenin. kulaklarını tıkasanda bir mazlumun feryadıyla yırtılır kalbin. Dünya da bu kadar güzellik varken. Mazlumu, zalimin pisliğine ve işkencesine mahkum etme. En sevdiğinin rahmeti için, hiçbir şey yapamam diye geçiştirme. Bari güneşte ısınan bir taşı gölgeye kaldır. Bari pencerene konan bir kuşa kuru ekmeğini ıslat ver. Bari bir çocuğun başını kalbindeki şefkatle okşa. Bari yoldan geçen bir fakire güler yüzle selam ver. Belki kolay diyorsun içinden ama önemli olan dil ile değil hâl ile ispattır. Biz aç olanları bilip sofralara oturamayanların, üşüyenleri hissedip ateşin karşısında ısınamayanların yolundayız. Evet insanlık öldü ama Aşıklık bâkidir. Haydi! Aşkullah seni bekliyor. Aşıklığa hicretin tam zamanı. Hây'dan hu'ya selam olsun. Aşkın sahibine emanet olun canlar!..
Bârân-î
Etiketler: Kültür-Sanat

Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...
Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde"...
Can YÜCEL
Etiketler: Kültür-Sanat

İki “ben” bir yere sığmaz, ikisinden birisi ölmesi gerekir. Seven sevdiğinin önünde de ölü gibi olmalıdır, sevdiğini çekip çevirmeye, ona akıllar vermeye, onu yönetmeye çalışmamalıdır, eğer seviyorsa sadece sevdiği olmalı, sadece sevdiğinin aklı kalbi ve istekleri doğrultusunda hareket etmelidir.
" İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur " Mevlana Celaleddin Rumi
Etiketler: Kültür-Sanat

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Etiketler: Kültür-Sanat

Buz rengi ay ışığında
Kıvrılıp giden yollar
Sana mı uzanır, yokluğuna mı yoksa
Yüreğimin o güneşsiz
O karanlık köşesinde
Yeşeren umut filizine
Gözüm gibi bakacağım
Bir yaban elde sen, bir yaban elde ben
Düşte olsa razıyım sessizce çıkıp gelsen
Günlerce gözlerinde erisem konuşmadan
Yansam ateşlerinde tenine dokunmadan
Çok uzak bir aleve
Uçan bir kelebek gibi
Bilmem sana mı uçarım canım
Yangınına mı yoksa
Gün gelecek deli balım
Bunca hasretten sonra
Bir masalın sonu gibi
Kollarında olacağım
İnan, inan, inan deli balım
Leman SAM
Etiketler: Kültür-Sanat

Kolay uçulur mu ?
Yönünü bilmez rüzgarlarda
Güçlü kanatların yoksa..
Kolay yüzülür mü ?
Hırçın dalgalı denizlerde
Sağlam ciğerlerin yoksa..
Kolay “Aşık” olunur mu ?
Alem-i sağırlara
İlahi Aşka inançları yoksa..
Ah sevgili,
Kolay kolay ağlanır mı ?
Sevdaya dilsiz gecelerde
Sen gibi maşuk yoksa ..
Ahmet KİK - 2010
Maşuk : Sevgili
Alem-i Sağır : İnsan, En küçük alem
Etiketler: Endless Love, Kültür-Sanat

Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.
Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek.
İnce olacak; seni senin kadar düşünecek. Sen onu merak ettiğinde kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek. Senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek.
Adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun için varmışsın her ne zaman istese emrine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın triplerine girmeyecek.
Sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız aşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.
Erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek.
Erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak.
Ruhunu okşamasını bilecek. Romantik olacak kimi gün habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. Özel günleri unutmayı marifet sanmayacak.
Kayıtsız olmayacak senin bütün zarafetine karşı. Gerçekten seven bir kadın sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. Erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak.
Ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek. Her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi.
Erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek.
Seviyorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.
Erkek dediğin askına sahip çıkacak. Korkak olmaz erkek dediğin. Erkek dediğin iyi sevişecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek.
Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki sevgisi geçici ve zayıf değildir.Ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet değildir.
Erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte bir şey... Zeki olacak.
Kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. Kadının zekasını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisi katmasını da.
Değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.
Erkek dediğin önce sevecek. Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır gelmez. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa... Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. Babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakarlığı, fedakarlığı...
Erkek dediğin seni koruyacak,kuşatacak.
O nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin.
Pısırık olmayacak erkek dediğin. Erkek dediğin erkek olacak.
Seni sadece sen olduğun için sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle hareket etmeyecek.
Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak, huzurla bağrına basacaksın.
Can YÜCEL
Etiketler: Kültür-Sanat

Sufi,
"Aşk"ı yaşamak için;
İlle ulaşamamak mı gerek ?
Gözyaşı döküp, ağlamak mı gerek ?
Geceyi gündüze katmak mı gerek ?
Aç iken tok gibimi olmak gerek ?
Oysa "Aşk",
Var iken değerini bilmek demek.
Maşukun kokusunu doyasıya içine çekebilmek demek.
Bedeninden vazgeçip, bir bedende yaşayabilmek demek.
Yaşam her doğduğunda, günaydın Günışığım diyebilmek demek.
Ahmet KİK - 2010
Maşuk : Sevgili
Etiketler: Endless Love, Kültür-Sanat
KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 17:22
Kaçmaya çalıştığın gerçek bir gün karşına çıkacak ve işte o gün kaçacak yerin olmayacak...
Ben senin varlığını seviyorum, yokluğunu seviyorum. Sana ulaşamadığım dakikalarda seni duymayı, seni özlemeyi, hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum. HİÇ KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!!
Senin gülüşünü seviyorum. Her bana bakışında gözlerinde okuduğum o duyguyu, gözlerindeki gözlerimi seviyorum, gönlünü seviyorum, özünü seviyorum senin, dudaklarındaki sözlerini seviyorum. YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!
Ben sendeki o sıcaklığı, sana olan uzaklığı seviyorum, yanaklarından akan gözyaşlarını, en çok dağınık olduğunda saçlarını, beni arayan ellerini seviyorum, yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen. Ayrılığını seviyorum, en çok yalnız kaldığımda beni bulan gönlünü seviyorum. BEN EN ÇOK SENİN BANA OLAN SEVGİNİ SEVİYORUM..!!
İçimden haykırmak geliyor, dünyaya sığdıramadığım seni; kalbime sığdırmak geliyor. Ağlamak geliyor seni görmezsem, özlemek geçiyor içimden seni sevmek geçiyor, içimden sana doğru giden bin bir türlü yol geçiyor, içimden sen mutlu olacaksan ölmek bile geçiyor gülüm. YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!
Ben yalnızca seni seviyorum. Ne o muhteşem güzelliğin, ne kalbimdeki özelliğin, ne de sevdiğim için değil. Seni, yalnızca Sen olduğun için, ruhun için, kalbin için, aklın ve sevgin için seviyorum seni. Ben seni en çok kendim için seviyorum. Belki de ilk defa bencil oluşumu, sana borçlu olduğum için, seni her şey için seviyorum ve sahip olmadığım hiçbir şey için. YİNEDE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!
Her dakika seninle olmayı seviyorum, gözlerimi her açtığımda aklıma gelişini seviyorum, her gece uyumadan önce, seni sevdiğim aklıma gelince sensiz uyumayı bile seviyorum, uyumadan önce seni düşününce. Ben seni en çok umutsuzluğumda beni bulduğun için seviyorum. YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!
Ben seni bu şehirde olduğun için değil, benimle aynı toprağa ayak bastığın için, benimle aynı gökyüzünü paylaştığın için seviyorum. Geceleri benim yüzüme vuran ay ışığı senin de gözlerine vurduğu için seviyorum. Benim kemiklerimi ısıtan yaz güneşi, sana da sıcaklık veriyor diye seviyorum seni. Beş bin yaşındaki bu dünyada, benimle aynı zamanı paylaştığın için seviyorum. Ben seni benimle yaşadığın için, benden hiç gitmediğin için seviyorum. Beni hiç terk etmediğin için…
Ellerini seviyorum Tanrıya açıldığında. Kalbini seviyorum kapıları açıldığında. Ve gözlerini seviyorum her karşımda kapanıp açıldığında. Bana baktığında içimde yakaladığın coşkumu seviyorum. Her bana baktığında seni sevdiğimi hatırlamayı seviyorum. YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!!
Her kibrit çaktığımda alevin içinde seni görmeyi seviyorum. Her sigara yaktığımda dumanın şeklinde seni görmeyi seviyorum. Her bana baktığında, o kadar çok seviyorum ki seni sevmeyi. Yalnızca sen olduğun için hayatımda kendimi bile seviyorum. Sen olunca aklımda.
Kalbimi seviyorum, seni seviyor diye. Gözlerimi seviyorum, seni görüyor diye. Ruhumu seviyorum, senin ruhuna bu kadar yakın diye. Varlığımı seviyorum. Sırf sana borçlu olduğum için, mutluluğumu seviyorum. Gülümsememi seviyorum, seni düşününce. Ayakta kalışımı seviyorum, sebebi sen olunca. YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!
Ben sana olan sevgimi yazan kalemimi seviyorum. Senin adını yazdığım kağıdı seviyorum. Sana olan sevgime benzettiğim her sevgiyi seviyorum. Bana seni hatırlatan her şeyi, sana giden yolları seviyorum. O kadar çok seviyorum ki seni, Sen’i kaybetmek korkusunu bile içinde yalnızca sen olduğun için, sana karşı duyduğum bir duygu olduğu için, korkumun sebebinde sen olduğun için seviyorum.
YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!
YİNE DE KORKMUYORUM SENİ SEVMEKTEN..!!
..SENİ SEVİYORUM..
Murat APAYDIN (Ben yazsam ancak bu kadar güzel olabilirdi) :D
Etiketler: Kültür-Sanat

Bugün sensizliğin sesini fısıldadı rüzgar,
Usulca dokundu yüreğime sustu!!
Seni görmeyi rüyalara bıraktım,
Uykuya daldım.
En güzel yerinde buluşuruz diye...
h.v.ç. - ??.11.2009
Rahmetli Zeki MÜREN ne güzel söylemiş "rüyalarda buluşuruz" diye. Şarkıyı dinlemek isteyen aşağıdaki linke tıklasın. Bana diyorlar ki, neden içiyosun?
Tamam bende istemiyorum ama;
Bende bu ruh hali,
Aklımdan silemediğim düşünceler,
Zeki MÜREN'de bu ses,
Bi de böyle güzel şarkılar varken;
Nasıl içmeyeyim?
Şarkı için tıklayınız.
http://www.dailymotion.com/video/x9nqxz_zeki-muren-ruyalarda-buluyuruz_creation
Etiketler: Bizim Söylediklerimiz, Kültür-Sanat

Etiketler: Bizim Söylediklerimiz, Kültür-Sanat

Sensizlik bilir misin ne acı
Yokluğun hep içimi acıtır
Gittin ya, fırtınalar kopuyor içimde
Bir daha sevmekle hata mı yaptım
Güzelliğinin tarifi yoktu
Ben seni Ay'a benzettim,
Her halini sevdim senin.
Yıldızlar kıskandı sevmemi seni
Dilek tutmayım diye kaymadılar hiç
Dileyemedim seni, isteyemedim.
h.v.ç.
19/12/2009 - 01:35
Etiketler: Bizim Söylediklerimiz, Kültür-Sanat

Ben bekleyebilirim
Hayatın baharına tutunup
Kışı geçiririm
Ağlamalarım bitene, yalnızlığım gidene kadar
Uyanırım sabahları, umudumun suyunu veririm
Bir şarkı söylerim sana
Sözlerini bilmediğim
Seni severim o bilmediğim şarkı gibi
Öpüşmeyi özlerim senle
Hiç öpüşmedik ki diyeceksin soranlara
Olsun, sen beni sevdin mi ki hiç
Ama ben seni özleyebiliyorum
Bu da benim yeteneğim
Olmasanda severim seni
Hatta ayrılırım senden, haberin olmaz...
Ceyhun Yılmaz
Etiketler: Kültür-Sanat
"Aşk" İçin Gereklidir Ağlamak
0 İçinden Konuşma Yiğen Bizde Duyak Gönderen Hasan Volkan ÇEVİK zaman: 16:47
Sevgili!!
Gün olur “Aşk” için gereklidir ağlamak.
Sakin nehirken ansızın güldür güldür çağlamak..
Alev alev yanar iken yüreği susarak dağlamak.
Çaresiz kalıp, Çare için hakka karşı el bağlamak.
Ama üzülme,
Bu takdir-i ilahidir.
Amaç nefsin arınmasını sağlamak..
Ahmet KİK
Etiketler: Kültür-Sanat




