Güncel Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster



Merhaba arkadaşlar;

Bildiğiniz gibi 01/03/2010 Pazartesi günü 01/2010 dönemine ait B formlarının verilmesinin son günü. Nasılsa daha zaman var diyerek halen B formlarını göndermemiş olanlar için bu uyarıyı yapma gereği hissettim. Yapacağım bu uyarı çok ilginç gelebilir ama geçen ay benim başıma gelen bir olayın dün de başka bir arkadaşımın başına gelmesi benim bu uyarıyı yapmam gerektiğini düşündürdü.

12/2009 dönemine ait B formlarını gönderirken E-beyanname onay aşamasında bir firmanın B formu için hata mesajı verdi. Hata mesajını inceledikten sonra her şeyin normal olduğunu gördüm, buna rağmen B formunu onaylamıyordu. Biraz daha dikkatli inceleyince mal alışı yapmış olduğumuz bir firmanın ünvanını B formuna yazarken bir önceki aydan farklı yazdığımızı gördüm.

11/2009 Döneminde: "Hasan Volkan Sanayi Ticaret Ltd.Şti." şeklinde yazılmış.
12/2009 Döneminde: "Hasan Volkan San.Tic.Ltd.Şti." şeklinde yazılmış.

12/2009 dönemindeki mal aldığımız firmanın ünvanını 11/2009 dönemindeki gibi düzelttiğimde B formum onaylandı.

Dün bir arkadaşım KDV'lerini erken bitirmiş olacak ki; B formunu herşey normal olmasına rağmen onaylayamadığını söyledi. Ben de ona geçen ay başıma gelen olayı anlattım, kendisinin de bunu bir incelemesini söyledim. Nitekim mal alışı yaptığı firmanın ünvanını daha önceki dönemlerde bu dönemden farklı olarak kaydetmiş olduğunu gördü. Mal alışı yaptığı firmanın ünvanını daha önceki aydaki onayladığı şekliyle düzelttiğinde arkadaşımın B formu da onaylanmış oldu.

Şimdi birçoğumuz diyecek ki; biz bu firma ünvanlarını bir kere kayıt ediyoruz ve üzerinde herhangi bir değişiklik yapmıyoruz ki!!! Haklısınız, bu durumda olanlar için bir sorun olmasa gerek zaten. Fakat halen B formu girişlerini manuel olarak girenler olduğunu biliyorum. Bunun yanında program değişikliği yapmış olanlar firmaları yeniden kayıt ederlerken ünvanlarını yanlış kayıt etmiş olabilirler. Ayrıca bizim gibi hesap planı değişikliği yapmış ve sonuçta bir şekilde firma ünvanlarını değiştirmiş olanlar olabilir. İşte bu durumda olan arkadaşlar için bu uyarıyı yapıyorum.

Buradan yapmış olduğum bu uyarı ilginç hatta saçma gelebilir. Geçen ay benim başıma geldiğinde olası bir hata olarak görmüştüm. Fakat dün aynı hatayı başka bir arkadaşımda da görünce; B formu verme süresinin öne çekildiğini de düşününce bu durumdaki arkadaşları uyarayım istedim. Lütfen bu hatayı da dikkate alarak, sıkışmamak için B formlarınızı vermeyi son güne bırakmayın.

İyi çalışmalar.
Hasan Volkan ÇEVİK



İkinci el araçlarda satış ve devir işlemlerinin noterler tarafından yapılmasına ilişkin kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Kanuna göre, noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersiz olacak.

Düzenleme, 1 Mayıs 2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Satış ve devir işlemleri, her türlü harçtan, damga vergisi ve değerli kağıt bedelinden istisna tutulacak. Bu istisnalar 1 Ocak 2010'dan itibaren geçerli olacak. Noterler, satış ve devre ilişkin her türlü işlem karşılığında 20 TL maktu ücret alacak.

Kanuna göre, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılacak. Noterler, araçla ilgili sorgulamayı online olarak yapacak.

Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersiz olacak. Satış ve devir işleminin, siciline işlenmek üzere üç iş günü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilmesiyle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılacak. Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler, yeni malik adına bir ay süreyle geçici belge düzenleyecek. Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilecek.

Satış ve devir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve değerli kağıt bedellerinden istisna olacak. Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gereken değerli kağıtların bedelleri de satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilecek.

Noterler, satış ve devre ilişkin her türlü işlem karşılığında toplam 20 TL maktu ücret alacak. Bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TL, hükümlere uymayan noterlere ise her bir işlem için 1000 TL idari para cezası verilecek.

Düzenleme, uyum ile ilgili çalışmaların tamamlanması amacıyla 1 Mayıs 2010 tarihinde yürürlüğe girecek. Ancak, satış ve devir işlemlerinde harç, damga vergisi ve değerli kağıt bedelleri istisnası ile 20 TL artı KDV şeklindeki noter ücreti uygulaması, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olacak. Noterler, elektronik ağın kurulacağı 1 Mayıs’a kadar, 20 liralık posta ücreti ile birlikte 40 lira dolayında fatura kesecekler.

1 Mayıs’tan sonra ise noterler her türlü aracın satış işleminden sadece 20 lira ücret alacak. 300 bin liralık otobüs de bir mobilet de aynı masrafla satılacak. Ortalama 300 lira olan araç alım-satım maliyeti KDV ile birlikte 23 lira 60 kuruş olacak.

Aradaki fark büyük, sizce arada alınmayan yaklaşık 280 lirayı devletimiz nereden telafi edecek dersiniz


SORU: "Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanun" hükümleri çerçevesinde kayıtlara intikal ettirilen varlıkların, ileride yapılacak vergi incelemelerindeki durumu ne olacaktır? Kanundan anladığımız kadarıyla kanun uyarınca bildirilen ve beyan edilen varlıklar nedeniyle 01.01.2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Bunun garantisi var mı?

YANIT: Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Yasa'nın 3. maddesinin 5. fıkrası uyarınca;

* Gerçek veya tüzel kişilerce 01.Ekim.2008 tarihi itibariyle yurt dışında sahip olunan varlıklardan yasa hükümleri çerçevesinde bildirilen veya beyan edilen varlıklar,

* Gelir veya kurumlar vergisi yükümlülerince Türkiye'de sahip olunan ve beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıklar, nedeniyle 01. 01. 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Buna göre yurt içinde ve yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirme ve beyana konu edilenler ile ilgili olarak 01. 01. 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin, bu bildirim ve beyanlardan hareketle herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılması söz konusu olmayacaktır.

Ancak, 01. 01. 2008 tarihinden önceki dönemlerle ilgili olarak Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Yasa'nın yürürlük tarihinden önce başlayan vergi incelemeleri ile 01. 1. 008 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin yapılacak vergi incelemeleri yasanın 3. maddesinin 5. fıkrası hükmü kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Vergi incelemeleri ile ilgili olarak mükellefler nezdinde işe başlama tutanağının düzenlenmesi, vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin davet edilmesi, yasal defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması veya matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da yasal defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması durumunda, vergi incelemesine başlandığı kabul edilecektir.

Dolayısıyla, 01. 01. 2008 tarihinden önceki dönemlerle ilgili olarak Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce başlayan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farkları üzerinden gerekli tarhiyatlar yapılacak ve bulunan matrah farklarından, söz konusu yasa kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklara ilişkin tutarların mahsup edilmesi söz konusu olmayacaktır. (V.Seviğ)


Gündemimizin en yoğun konusu B formları. Bugün verilmesi gerekiyor son gün. Birçok meslektaş uzaması konusunda gerek odaları aracılığı ile gerekse de direk Maliye Bakanımıza bu konuyu intikal ettirdi. Ama hala uzayacağı yönünde bir gelişme yok. Bu yüzden ben formların ismini değiştirdim. Küçük çocukları korkutmak için "BÖÖÖ" derdik. Bu formların verilememesi ve verilse bile yanlış verilme olasılığının olması yüzünden muhasebecilere korku vermesi nedeniyle ben bu formlara bundan böyle BÖÖÖ formları diyeceğim.


Sayın Maliye Bakanımız Kemal UNAKITAN'ın yukarıdaki mesajı galiba biz muhasebecilere. Yatmayın diyor sayın bakanımız. Sayın bakanım merak etmeyin yatmıyoruz zaten. Şu ande saat gecenin dördü ve ben hala yatmıyorum. Benim gibi birçok muhasebeci de şimdi bu formları yetiştirmek için harıl harıl çalışıyor. Çalışırkende kulağınızı çınlatıyorlardır eminim. Siz şu anda yatağınızda güzel güzel uyuyun merak etmeyin bizler çalışırız. Hatta hiç uyumadan çalışırız.


Yanılmıyorsam sizde bizim mesleğimizden gelen birisiniz. Biran için biraz empati yaparak milletvekili ve bakan olmadığınızı ve hayatınızı muhasebecilik yaparak idame ettirdiğinizi düşünün lütfen. Bilgisayar ortamına alınan kayıtlarınızın silindiğini ve bu yüzden kayıtların tekrar girilmesi gerekliliğinin olduğunu, yeterli elemanınız olmadığını, zamanında verebilmek için gerekli teknik ekipmana sahip olmadığınızı ve bu yüzden BÖÖÖ formlarını zamanında veremeyeceğinizi düşünün lütfen. Bu formları zamanında veremezseniz 1.490.YTL ceza yiyeceğinizi ve zaten tahsilatlarda binbir zorluk içerisindeyken bu ceza yükünün de üzerinizde kalacağını düşünün lütfen. Sonra üzerinde bunca iş yükü olmasına, çalışmasının karşılığını hem maddi hemde manevi anlamda alamamasına rağmen gece gündüz demeden çocuğunuzu sevemeden, eşinizi göremeden çalıştığınızı, her gün çıkan kanunları uygulayıcı memurlardan daha önce öğrenip iş bilmez memurlara bu kanunları anlatmaya çalıştığınızı, yine tüm bu olumsuzluklara rağmen devletin vergi alacağını tam ve doğru bir şekilde devletimize ulaştırmaya çalışan bir meslektaş olduğunuzu ve tüm bunlar da yetmezmiş gibi kendi içinizden çıkmış bir bakanın bunları görmezden gelerek muhasebecileri zor duruma sokacak çalışmalarda bulunduğunu veya zor durumdaki hallerini düzeltmek için bir çalışma yapmadığını hayal edin lütfen.

Nasıl? Gerçekten zor değil mi muhasebecilerin hali? Dilerim korku yayarak birşeyler yaptırmayı amaçlayan öcü tarzındaki uygulamalar son bulur ve devlet ile mükellef arasında köprü vazifesi gören muhasebecilerin insanca bir yaşam sürmeleri sağlanır. Eğer sağlanmazsa zamanla bu "köprü" yıkılır ve bundan sadece köprü vazifesi gören muhasebeciler zarar görmez aynı zamanda devletimizde çok büyük zararlar görür.


Öncelikle başlığı kelimelerin yüksek çağrıştırma gücünden yararlanarak ve Türkçe'nin enfes esnek yapısını kullanarak yazmayı tercih ettim. Batuhan kardeşime esinlenmeme katkıda bulunduğu için teşekkür ediyorum. Sick ingilizcede hasta anlamına geliyor ama siz ne anlamak istiyorsanız onu anlayabilirsiniz. Bu konuda tamamen serbestsiniz. Son günlerin en tartışılan konusu insanların iletişimini sağlayan sayfaların kapatılması. En tartışılan derken, tabiki bu hizmetleri kullanan insanlar arasında en çok tartışılan demem daha doğru olur. Yoksa ülkemizin gündemi malum. Özelikle bu aralar konuları tartışmaya ne zaman ne de yorumcu yetişmiyor.


Benim için internet çok önemli bir kütüphane, bir bilgi deposu ve kendimi işlerden kurtarmak istediğimde başvurduğum bir eğlence aracı. Kaynaklara ulaşmakta kullandığım sitelerin sayısı sınırlı. Edindiğim kaynakları benim gibi araştırıp bulamayanlar için bu blogta yayınlamaya ve edindiğim az yada çok ne kadar bilgi varsa onları da bu blog aracılığı ile paylaşmaya ve bazen de içimden geçenleri, yaşadığım olayları anlatmaya çalışıyorum. Gel görki boktan bir sebepten ötürü, birileri bir şikayette bulunuyor ve sadece şikayete konu olan kişi yada kurumların cezalandırılması gerekirken; bu durumdan hiç haberi olmayan insanları ve birilerine fayda sağlamaya çalışan insanları da cezalandırıyorlar.


Ülkemizde internet yoluyla işlenen suçlara karşı verilen cezalar uzun süredir tartışılıyor. Çünkü bu cezalar hep sansürleme şeklinde oluyor. Bu da ülkemizin medeniyet düzeyinden tutun, hukuk sisteminin çarpıklığına kadar bir çok alanda tartışmaya açılıyor. Bunu internetin ülkemizde yeni yeni yaygınlaşmasına bağlayanlar var maalesef. Bu bize yakışmayan bir bahane ve yine maalesef koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ne böyle acizane bahaneler hiç yakışmıyor. Kapattım oldu bitti mantığı ya geri kalmışlığın işaretidir yada bu konularda gerçekten ne kadar cahil olduğumuzun işaretidir.


Terör örgütünün yandaşı olan hatta bariz bir şekilde terörist olan bir şerefsizi hapishaneden çıkarıp milletvekili yapanlar, kalkmış şimdi de provakatif söylemler içerdiği ve engel olunamadığı için böyle kapatma kararları alıyorlar. Eee güzel kardeşim sen teröristi o kutsal meclise sokuyorsun sonra da kalkıp terörist eylemler içeriyor diye milyonları cezalandırıyorsun. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. İlk önce elinin altındaki şerefsizleri bir cezalandırsana sen.


Gerçi bu sefer ki kapatılma kararının bahanesi sitelerde terörist eylemler içeren faaliyetlerde bulunulması değildi. Kapatılma kararının sebebi digital ortamda yayın yapan ve Türkiye süper liginde oynanan maçların yayın hakkı kendinde olan bir kanalın şikayeti üzerine olmuş. Neymiş bazı blog siteleri internet üzerinden bu maçları izlettiriyorlarmış. Bu sefer ki kapatılma kararının sebebi buymuş maalesef. İşte bu yüzden bir sürü insan mağdur edildi. Adı süper ama içi boş olan bir ligi bedava izletsen ne olur, milyon alıp izletsen ne olur. Bu ayrı bir tartışma konusu ama aynı zamanda da çok acı bir gerçek.


Dilerim bir gün bu hasta düşünceli sansürcü zihniyet akıllanır ve bir ceza veriliyorsa bunun genele yayılmadan suçun muhatabına verilmesi sağlanır.

.
.

İnternetten gönderilme mecburiyeti bulunan beyannamelerin zamanında gönderilmemesi dolayısıyla mükerrer 355.maddeye göre kesilen özel usulsüzlük cezası; Zonguldak Vergi Mahkemesinin verdiği ve sayın Mustafa Gülşen'in sitesinde yayınlanan Mahkeme kararı ile uygulanan bu cezanın yersizliğinden bahsedilerek kaldırılmış bulunmaktadır.

Tüm meslek camiasına hayırlı uğurlu olsun. Umarım mahkemeye verilmesi sonucunda zaten kaldırılan bu ceza, bu işlerin yoğunluğunda bir de bununla uğraşmaya mahal vermeyecek şekilde yeniden düzenlenir.

>>>>Karar 1.Sayfası İçin<<<< Tıklayınız...

>>>>Karar 2.Sayfası İçin<<<< Tıklayınız...


Halen yürürlükte bulunan uygulamalara göre, işten ayrılan sigortalılar için İŞKUR'a "işten ayrılma bildirgesi", ÇSGB'ye "ek-2 çıkış bildirim" listesi ve SGK'ya verilen aylık prim ve hizmet belgesinde çıkış tarihi ve nedeninin gösterilmesi gerekmektedir.

Ancak, mevcut uygulamaya ek olarak ayrıca örneği SGK tarafından hazırlanan sigortalı işten ayrılış bildirgesi verilecek. Sigortalılığın sona ermesine ilişkin bildirimlerin sigortalı işten ayrılış bildirgesiyle sigortalılığın sona ermesini takip eden on gün içinde e-sigorta ile yapılması gerekecek.

Sigortalı işten ayrılış bildirgesine kaydedilen bilgiler, ayrıca ilgili aylık prim ve hizmet belgesinde de gösterilir. Aylık prim ve hizmet belgesi ile sigortalı işten ayrılış bildirgesi arasındaki mutabakatsızlık, işverenle yapılacak yazışma sonucunda giderilecek.

4/(b) bendi kapsamındaki sigortalılardan sigortalı işten ayrılış bildirgesini kağıt ortamında verenler için, sigortalılığın sona ermesini takip eden on gün içinde sigortalı işten ayrılış bildirgesi iki nüsha düzenlenir. Biri düzenleyen kuruluşta kalır, diğeri ilgili üniteye gönderilir. Sigortalıya, sigortalılığının sona erdiği ilgili ünite tarafından yazı ile bildirilecek.

Yasal süresi dolmadığı için henüz kuruma verilmeyen aylık prim ve hizmet belgesinde yer alacak sigortalı çalışmalarının kurumca bilinmesini gerektiren diğer hallerde de bu madde gereğince işlem yapılır. Ancak, on günlük süre dolmadan aylık prim ve hizmet belgesi verilmiş ise ayrıca sigortalı işten ayrılış bildirgesi verilmeyecek.

Sigortalılar da kendilerini bildirmeli

Halen yürürlükte olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda çalışanların da kendilerini bildireceklerine ilişkin bir hüküm bulunuyor. 1 Ekim'de yürürlüğe girecek reformla birlikte bu uygulama devam ettirilecek. 5510 sayılı kanunun 4/(a) bendi kapsamındaki sigortalılar, çalışmaya başladıklarını, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı bildirim belgesi ile doğrudan veya internet ya da benzeri ortamda SGK'ya bildirecekler.

SGK tarafından, sigortalının ilgili işveren tarafından bildirilmediğinin ya da bildirildiği halde sigortalı bildirimi arasında farklılık bulunduğunun tespiti halinde, durum, taahhütlü bir yazıyla sigortalıya, gerekirse işverene bildirilecek. Yapılan bildirimlerin sonucunda farklılık giderilemezse, kontrol ve denetim sonucuna göre işlem yapılır. Sigortalının kendini bildirmemesi, sigortalı aleyhine delil teşkil etmeyecek.

İbrahim IŞIKLI / SOSYAL GÜVENLİK VE İŞ HUKUKU


Son aylarda gıda toptancılarına yönelik Türkiye çapında operasyon başlatan Maliye, şimdi de rotayı eczanelere çevirdi.

Öncelik para kazanamadığını beyan eden eczaneler

Gelir İdaresi Başkanlığı, KDV beyan etmeyen veya gelirini düşük gösteren yaklaşık 10 bin eczanede fiili envanter denetimi başlattı. Öncelikli olarak Türkiye genelinde para kazanmadığını bildiren veya gelirini düşük beyan eden eczanelerin listesi çıkarıldı. Zaman'da yer alan habere göre, bir haftadır bu işletmelerde ilaç sayımı, stok kontrolü ve fatura incelemesi yapılıyor. Yapılan kontrollerde geliri ile beyanı arasında uyumsuzluk tespit edilen eczanelere yıl sonuna kadar beyanlarını düzeltmek için süre verilecek. Beyanlarında geçen yıllarda olduğu gibi herhangi bir değişiklik tespit edilmeyenlere ise ceza kesilecek. Türkiye genelinde 23 bin 600 serbest eczane bulunuyor.

KDV ödemeyen veya düşük gösterenlere yönelik iller bazında fiili envanter denetimi yaptıklarını belirten Gelir İdaresi Başkanlığı yetkilileri, geçen hafta 81 ile vergi geliri açısından riskli bulunan eczanelerin listesinin gönderildiğini söyledi. Elde edilen sonuçlara göre eczanelerin yarısına yakınının KDV ödemediğini, sürekli devrettiğini veya gelirini düşük gösterdiğini aktaran yetkililer, "Denetimlere geçen hafta itibarıyla başladık. Bu sektörü yılbaşına kadar özel takibe alacağız. Fiili envanter kontrolüyle fatura ve stok kontrolü yapacağız." bilgisini verdi. Sektörün mevcut durumunun röntgenini çekeceklerini aktaran yetkililer, "Sektöre ait bilgilerin büyük bir kısmı bizim veri ambarımızda bulunuyor.

Kendisini düzeltmeyen mükellefe yönelik denetim yapıyoruz. Çünkü bize beyanda bulundukları KDV bilgileri inandırıcı gelmedi." dedi. Denetimlere başlamadan önce "Kendinize çekidüzen verin." diye eczaneleri uyardıklarını aktaran aynı yetkili, "Biz gereken uyarıyı aylar öncesinden yaptık; ancak dinlemediler. Herhangi bir düzeltme ihtiyacı duymadılar. Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz." diye konuştu.

Vergi ve istihdam denetimi hızlanacak

Gelir İdaresi Başkanlığı 2008 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu'na göre, idarenin incelemelerine hız kazandırılacak. Denetimde uygun ve modern vergi denetim araçları ve teknikleri kullanılacak. Mükelleflerin yasal kayıtlarının, elektronik ortam aracılığı ile vergi denetim elemanlarına aktarımına imkan veren özel bir yazılımın kullanılmasına başlanması suretiyle incelemelere hız ve etkinlik kazandırılacak. Türkiye genelinde tahsilatta etkinliği sağlamak ve mükelleflerin gönüllü uyumunu artırmak için 'Borç Takip Sistemi' kurulacak. Sistem çerçevesinde, mevcut borç stokunun artmaması amacıyla cari döneme ait borçların, vergi türleri itibarıyla takibi sağlanacak. Kayıt dışı ekonomi ile etkin mücadele için denetimlerini sıklaştıran Maliye, incelemelerinde kayıt dışı işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığını da tespit edecek. Vergi kayıp ve kaçağının yoğun olduğu sektörler belirlenecek ve sebepleri tespit edilerek gerekli önlemler alınmak suretiyle haksız rekabetin önüne geçilecek.

Vergi Haber


YTL'den Yeni ibaresi kalkıyor

Merkez Bankası Başkanı Durmuş, 1 Ocak'tan itibaren YTL'den Yeni ibaresinin kalkıacağını açıkladı. Bu tarihten itibaren sözleşmeler TL üzerinden yapılacak.

2005 yılında Yeni Türk Lirası ile tanışan Türkiye, 1 Ocak 2009'dan itibaren yeniden Türk Lirası'na dönüyor.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, YTL'den TL'ye geçiş kampanyası hakkında açıklama yapıyor. Yılmaz'ın basın toplantısından önemli başlıklar:

- 1 Ocak 2005'te tarihi bir reformla paradan 6 sıfır attık ve Yeni Türk Lirası'na geçtik.
- Şimdi ikinci aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bu aşamada Yeni ibaresini kaldırıyor ve paramızın geleneksel adına, yani Türk Lirasına geçiyoruz.

- Yeni paralar 1 Ocak 2009'dan itibaren aramızda olacak.
- 1 yıl boyunca YTL ve TL birlikte tedavülde kalacak.

-1 Ocak 2009'dan itibaren tüm hesaplar TL'ye dönüştürülecek
- 1 Ocak 2009'dan itibaren fatura, gider pusulası, bordro gibi belgeler tl olarak düzenlenecek.

2009 yılı boyunca tüm bankalar YTL'yi TL ile değiştirecek. 10 yıl boyunca Zıraat Bankası ve Merkez Bankası YTL'-TL dünüşümünü yapacak.

1 Ocak 2009 tarihinden itibaren sözleşmeler TL üzerinden yapılacak.

YTL olarak yazılmış tüm çek ve senetler TL olarak geçerli olacak.

2008 yılı kazançlarından yapılacak vergi ödemeleri TL olacak.

1 Ocak 2009'dan itibaren tüm etiketler TL ve kuruş olacak.

HALK DEĞİŞİMDEN HABERSİZ

Durmuş, halkın yüzde 65.8'inin TL'ye geçileceğini bilmediğini belirterek, "Halkın yüzde 31'i TL'ye gecileceğinden haberdar" dedi.

- TL'ye geçişin kapsamlı tanıtımı Ekim ayında yapılacak.


Gittiğim her yerde yeni işyeri açacak kişilerin, "Şirket kurup Kurumlar Vergisi mükellefi mi yoksa Gelir Vergisi mükellefi mi olayım, hangisi daha avantajlı?" sorularıyla karşılaşıyorum.

Önceki yıllarda, hayat standardı esası geçerli olduğu için kolaylıkla Kurumlar Vergisi mükellefi olunmasını tavsiye ediyorduk. Çünkü hayat standardı esasına göre Gelir Vergisi mükellefleri ticari faaliyetten zarar etseler dahi belirli tarifeler üzerinden vergi ödemek durumundaydılar. Hatta araba sahibi olma, yurtdışına çıkma gibi durumlarda bu tarife daha da yükseliyordu. Şimdi ise hayat standardı uygulanmıyor. Vergi mevzuatı haksızlığa mahal vermemek maksadıyla birbirine paralel düzenlemelere sahip. Bu yüzden ikilem içerisinde kalanlara tavsiyem kendi şartlarına göre değerlendirme yapıp, kararlarını öyle vermeleri yönünde olacak.

Bilindiği üzere Kurumlar Vergisi Kanunu yenilenirken oran yüzde 20'ye indirildi. Sabit olan bu oran, matrah ne olursa olsun aynı miktarda uygulanacak. Bu vergi oranı indirimine paralel olarak Gelir Vergisi oranları da aşağı çekildi ve yüzde 15'ten başlayarak kademeli şekilde artan oranlı bir tarife uygulanması yönüne gidildi. (Oranlar için tıklayınız) Nihayet matrahın 44 bin 700 yeni lirayı da aşması halinde bu tutarı aşan kısma, yüzde 35 oranında vergi hesaplanacak. Bu rakam ve oranlar topluca değerlendirildiğinde vergi oranları açısından Kurumlar Vergisi avantajlı hale gelmektedir.

Tabii bu değerlendirmeyi yaparken sadece beyan edilen matrahı değil, geçirilmesi muhtemel bir incelemede çıkacak ilave gelir farkını da düşünmek gerekiyor. Gelir Vergisi mükellefi incelenmeye alındığında bulunacak ilave gelir (matrah) farkları dilim atlanmaya sebep olabilir. Bu da yüzde 35 oranda bir nispetle vergilenme sonucunu doğurabilir. Oysa şirketlerde böyle bir durum söz konusu değil. İlave ne kadar gelir farkı beyana eklenirse eklensin yine yüzde 20 üzerinden vergi hesaplanır. Sözgelimi 43 bin yeni lira gelir beyan eden bir şahsın gelir beyanına inceleme sonucunda ek gelir ilave edilince ödeyeceği vergi artacak. İlave vergiye tekabül eden aynı rakam, şirketler için ise sınırlı kalacaktır.

Diğer yandan; Kurumlar Vergisi de gerçek kişilerin gelirlerinin bir ön vergilenmesi olarak değerlendirilebilir. Çünkü şirketler elde ettikleri kazancı ortaklarına dağıtmaları halinde yüzde 15 oranında vergi kesintisi yapmak zorundalar. Bu durumda şirketlerden kâr payı olarak gelir elde edenlerin ödeyeceği vergi yükü yüzde 30'ları geçiyor. Ama şu da var ki Türkiye'de şirketler yıllarca kâr dağıtımı yapmıyor; dolayısıyla kesinti yoluyla ek bir vergi yükü ile karşı karşıya kalıyorlar. Başka bir ifadeyle sadece Kurumlar Vergisi ödemekle iktifa ediyorlar.

Ahmet YAVUZ

Savunmasız ceza


'Maliye'nin denetim elemanları bazı mükelleflere naylon fatura düzenliyor' diye rapor yazıyorlar. Ama bu raporlara naylon olduğu ileri sürülen faturaları düzenleyenler hakkındaki raporları eklemiyorlar. Bunun yerine sadece düzenledikleri faturaların sahte olduğu yönünde bir atıf yaparak geçiyorlar. Vatandaş kendisini savunacak ama nasıl savunacağını bilemiyor. Çünkü suçlamanın esas olarak ne olduğunu bilmiyor. Fatura gerçekten sahte olabileceği gibi gerçek de olabilir.

Pek çok zaman sahte fatura düzenleyenler aynı zamanda gerçekten mal da satıyorlar. Eğer gerçekten mal alan firma iseniz, yandınız. Çünkü sizin hiçbir şekilde savunma hakkınız olmuyor.

Faturayı düzenleyen hakkındaki rapor vergi dairesi tarafından verilmediği gibi, Vergi Mahkemesi de raporu isteseniz bile size vermiyor. Kendisi değerlendirme yapıp sizin savunmanızı almadan karar veriyor.

Vatandaş yakınıyor. Faturanın bedelini bankadan EFT yapmak suretiyle ödemiş. Malın sevk irsaliyesi de varmış. Denetim elemanı malları gerçekten aldığını kabul etmiş. Bu yüzden maliyetlerle ilgili bir şey yapmamış. Ama faturayı düzenleyen firma hakkında rapor bulunduğu için KDV'yi reddetmek zorunda olduğunu söylemiş. Fakat o raporu kendi raporuna eklememiş. Vatandaş vergi dairesinden istemiş, onlar da veremeyeceklerini, vergi mahremiyeti olduğunu söylemişler. Vatandaş Vergi Mahkemesi'nde dava açmış, diğer hususların yanında söz konusu raporun vergi dairesinden istenerek kendisine ibraz edilmesini ve bu şekilde savunma hakkının sağlanmasını istemiş.

Mahkeme de raporu vatandaşa tebliğ etmeden kararını vermiş ve vatandaşa salınan verginin de kesilen cezanın da doğru olduğunu söylemiş.

Vatandaş yakınıyor:
"Bana vergi salıyorlar ve neden saldıklarını, dayanaklarını 'vergi mahremiyeti' gerekçesiyle kendisinden sakladıklarını, bunun nasıl mahremiyet olduğunu anlamadım."
Konuyu açtığımız hukukçular da vatandaşın yakınmasının haklı olduğunu ama ne yazık ki, vergi mahkemelerinin söz konusu raporları davacıya tebliğ etmediğini söylediler. Haksızlığınıza karar verilecek, fakat siz dayanak olan belgeyi göremeyeceksiniz? Savunma yapma hakkınız olmayacak. İlginç değil mi?

Kazım Yılmaz


Değişen bir şey yok. Ekonomideki gidişin yanında siyasi istikrar da sallanmaya başlayınca siyasi iktidar seçim hazırlıklarına başladı. Bu da arka arkaya afların gelmesi demek. Öyle de oluyor.

Aflar birbirini izlerken, vergide nasıl bir af olacağı konusu tartışılmaya başlandı. Çünkü her af bir başka affın beklentisini doğuruyor. Bir taraftan spor kulüplerinin vergileri bir bakıma üzerine para verilerek ertelendi. Bir taraftan sosyal güvenlik borçları faizlerin yüze 85'i silinerek tahsil ediliyor. Diğer taraftan gecekondulara elektrik ve su bağlanmasını sağlayacak hafiften bir gecekondu affı geliyor. Tabii Gökçek'in bedava karpuz dağıtmasını da bu arada sayalım.

Bütün bunlar insanları bir taraftan bedavacılığa itiyor, diğer taraftan suç işlemeye. Yasal görevlerini yapmayacaksın, borçlarını ödemeyeceksin, nasıl olsa siyasiler bir seçim öncesi silerler. Seçim öncesi silinmezse nasıl olsa biri seçim vaadi olarak ileri sürer ve seçimden sonra verir. Hep böyle oluyor.

Yetkililer 'Yok' diyor ama...
Maliye Bakanı geçen hafta yeni yapılan aflarla ilgili bir soruya 2003'te yapılan vergi affına karşı IMF'nın tavrını örnek vererek yanıt veriyor. Cumartesi günü Hürriyet'te Şükrü Kızılot bu yanıtı yeni bir vergi affının işareti olarak yorumladı. Öyle mi, değil mi? Maliye Bakanlığı yetkilileri "Öyle bir çalışma yok" diyorlar.
Ama beklentiler de seçim rüşveti olarak af alınabileceği yönünde. Şükrü Hoca da spor kulüplerine getirilen ayrıcalığın Anayasa'ya aykırılığına dayanarak, Bakan'ın bu örneğini "vergi borcu olanlara yeni bir müjdenin eli kulağında" diye yorumladı.
Hep söylüyoruz: Her af adaletsizlik ve suça teşviktir ama gazetelerdeki bu tür yazılar da doğal olarak beklentileri artırıyor.

Mahkemeye götürülebilir
Spor kulüplerine sağlanan ayrıcalık Anayasa Mahkemesi'ne götürülse ya tamamen iptal edilir, ya da sadece spor kulüplerine ilişkin ibareler iptal edilerek genel hale getirilir. Ama Anayasa Mahkemesi bu davaya sadece mükellefler vergi mahkemesinde dava açarlarsa ve vergi mahkemesi de Anayasa Mahkemesi'ne başvurursa bakabilir. CHP bu affa dava açamaz. Çünkü kıyağın artırılması için verilen öneride onların da imzası var.

Sonuç: Demokraside bastıran alıyor.

Kazım YILMAZ


Her şeyin hızla değiştiği dünyada işletmelerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için büyümeleri gerekiyor, küçük güzeldir efsanesi yok oluyor. Büyüme de iktisadi, teknik, siyasi, sosyal çevreye ve gelişmelere ayak uydurabilmeye bağlı.

Küçük işletmelerin, büyük, özellikle de çok uluslu şirketlerle rekabet etme olanağının neredeyse hiç kalmamış olması, onları birleşmeye, daha büyük ölçekte organizasyonlar oluşturmaya zorluyor.

Her ne kadar ekonominin iyiye gittiği iddia edilse de, ekonomik dalgalanmalar yaşanıyor. Piyasadaki dalgalanmalardan korunmanın yolu birim maliyetleri düşürmek için ölçek büyütmekten geçiyor. Türkiye’de geleneksel küçük aile işletmeleri halinde faaliyetini sürdürmeye çalışan, bünyesinde profesyonel yöneticisi mali müşaviri, avukatı olmayan, teknolojiyi kullanamayan o kadar çok küçük işletme var ki çoğunda işletmenin kasasıyla patronun cebi iç içe girmiş durumda.


Hesaplar şeffaf olmalı

KAMU kurum ve harcamalarında nasıl şeffaf bir yapı istiyorsak kendi firmalarımızda da aynı olmalı. Bunun için önce kayıt dışılığı azaltmalıyız. Ayrıca şirketlerin hesapları denetlenebilir olmalı. Devlet bünyesindeki Hesap Uzmanı, Kontrolör, Müfettiş, Denetmen, Murakıp gibi inceleme elemanları sadece işletmelerin yüzde 3’ünü denetleyebiliyorlar. Bu durumda görev bağımsız denetçilere düşüyor ki, şirketlerin bu tür mali denetim şirketleri ile çalışmaları hem kendilerini ekonomide ortaya çıkan dalgalanmalara karşı korumalarına yardımcı olacak, hem de devletin getirdiği yükleri azaltarak kurumsal bir yapıya kavuşmalarını sağlayacak. Şirketleşme gerçek anlamda ve çok ortaklı olmalı. Maliye’nin de mükellefleri teşvik edici birtakım uygulamaları var. Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarında yer alan bazı şartların gerçekleşmesi halinde devir ve birleşmelerden vergi alınmıyor.


Devir ve birleşmede vergi yok

BU muafiyetten yararlanabilmeniz için gereken şartlar şöyle;
- Her iki şirket de tam mükellef kurum olmalı.
- Devrolunacak şirketin yetkili kurulu devir kararı almalı, bu kararın Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği tarihteki bilanço değerleri bir bütün halinde devralan şirketin bilançosuna geçirilmeli.
- Her iki kurumun hazırlayacağı ve müştereken imzalayacakları devrolunan kuruma ait kıst dönem veya önceki dönem KV Beyannamesi birleşmenin ilan edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde devrolunacak kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilmeli.
- Devralan kurum; devrolan kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarından dolayı müteselsilsen sorumlu olacağını ve diğer ödevlerini yerine getireceğini de devrolunacak kurumca verilecek KV Beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt edecek.


Ölçek büyütmek gerekli

- DEVROLUNACAK şirketin öz sermayesini geçmeyen zararlar, devralan şirketçe devrolunacak şirketin faaliyetini en az 5 yıl devam ettirmek şartıyla mahsup edilebilecek.

Bu şartlara uyulduğu takdirde, birleşmeden doğan kârlar vergilendirilmiyor, sadece devrolunacak kurumun devir tarihine kadarki kıst dönem kârı vergilendiriliyor. Ayrıca devir işlemleri; KDV, BSMV, Damga ve Harçlardan muaf. Yeni şirkete devredilecek taşıt için de herhangi bir vergi ödenmiyor. Aynı benzer düzenlemeler şahıs işletmelerinin birleşme ve devrinde de geçerli.(GVK’nın 81.Maddesi)

Yaşadığımız dönem ve ekonomik ortam küçük işletmelerin başta işçilik ve enerji finansmanı gibi hızla artan sabit maliyetlerle hayatını devam ettirebilmeleri için eskisi kadar uygun değil. Bu nedenle gerçek anlamda ve büyük sermayeli ve çok ortaklı şirketleşmelerin yararlı olacağını ancak böyle ölçek büyüterek birim maliyetleri düşürüp ayakta kalınabileceğini düşünüyorum. Görüldüğü gibi vergisel avantajlar da mevcut. Bu konunun üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.


ARİF ŞİMŞEK



Kredi kartı faizlerine sınır getirilmesine ilişkin tartışmalara da değinerek konuşmasını sürdüren Unakıtan, “’Kredi kartı faizlerine sınır getirelim’ deniliyor. Olmaz kardeşim olmaz. Nasıl getireceksin, sen rekabet düzenini geliştirmek için uğraşacaksın. O rekabet sistemi içerisinde kendi mecrasını bulur, öyle kanunla manunla olmaz bu işler. Kimse popülizm yapmasın, biz onlara karşıyız” diye konuştu.

Maliye Bakanı Unakıtan, dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerden Türkiye’nin asgari düzeyde etkilendiğini vurgularken, Türkiye’nin birçok sıkıntısı bulunduğunu, bunların başında cari açığın geldiğini ancak finanse edilebildiği için bugün için risk olarak görmediklerini açıkladı. Unakıtan, “Bu sürekli böyle olmaz. Bununla ilgili tedbirleri almamız lazım. Türkiye’nin yapısal reformlara devam etmesi lazım. Cari açıkta kimisi 50 milyar dolar olacak, diye tahmin ediyor, kimisi 50’inn altında tahmin ediyor. Biz az olmasına çalışıyoruz ama biz az olmasına çalıştıkça dünyadaki şartlarda bunu tersine etkiliyor” dedi.

Türkiye-IMF anlaşmalarına da değinen Unakıtan, Türkiye’nin IMF ile yaptığı son iki stand by anlaşmasını başarıyla tamamladığını, yakında IMF’den bir çalışma grubunun Türkiye’ye geleceğini, “Siz nasıl başarılı oldu” onu araştıracaklarını kaydetti. Unakıtan, “Türkiye ve IMF bundan sonra ne yapacağına bir araya gelip karar vermedi. Yakında bunun da kararını verecek. Ama Türkiye kendi çıpasını ortaya koydu, orta vadeli mali çerçeve…“ dedi.

Türkiye’nin bugün 40 milyar civarında enerjiye para ödediğini vurgulayan Bakan Unakıtan, enerji fiyatları bu derece artmamış olsaydı Türkiye’nin cari açığının 2007 yılında GSMH’ya oranının 2.7 çıkacağını ancak artış nedeniyle 5.7 olduğunu söyledi. Unakıtan, akaryakıt almak zorunda olduğunu, Türkiye’nin devzajantajına olan durumların bulunduğunu anlattı. Unakıtan, akaryakıtın sadece Türkiye’de değil, dünyada pahalı olduğunu söyledi.

Türkiye’ni geçmiş dönemde yüksek büyüme gösterdiğini, AB normlarına hesaplanan borç stoklarını 2007’de yüzde 39’lara indirdiğini vurgulayan Unakıtan, “Türkiye’de büyüme eksileri var ama artık Türkiye’nin çok artıları var. İğne ile oya örer gibi dikkatle çalışıyoruz” diye konuştu.



İki Bakan'ın farklı açıklamaları KEY ödemelerini yine arapsaçına çevirdi

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, “Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerine, Temmuz ayı içerisinde Ziraat Bankası şubelerinden başlanacaktır. Herhangi bir erteleme veya gecikmeden bahsetmek mümkün değildir” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda KEY ödemeleri konusunda gündemdışı söz alan CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün dar gelirli vatandaşların ev sahibi olması amacıyla yapılan kesintilerin amacına uygun kullanılmadığını, memur ve işçilerin mağdur edildiğini söyledi. Yapılan kesintilerin, “elit kesimin lüks konut sahibi olmasının ardından kaldırıldığını” ileri süren Tüzün, “KEY kesintileri, sosyal değil, sosyetik konutlara yatırıldı” diye konuştu. Tüzün, KEY ödemelerinin seçim yatırımı yapılarak, yerel seçimlerden önce ödenmek istendiğini ifade etti.

Liste 21 Haziran’da

CHP’li Tüzün’ün eleştirilerine cevap veren Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, KEY ödemelerinin yapılması için çalışmaların sürdürüldüğünü, hak sahiplerinin tespiti nedeniyle listelerin Mayıs ayı sonuna kadar askıda kaldığını açıkladı. Ödeme listesinin 21 Haziran’dan itibaren Emlak Gayri Menkul Yatırım Ortaklığı’na gönderileceğinin açıklandığını kaydeden Çağlayan, KEY ödemelerine Temmuz ayı içerisinde Ziraat Bankası şubelerinden başlanacağını herhangi bir erteleme veya gecikmenin olmayacağını açıkladı.

Limited şirket hissesi: Almayın da satmayın da


Devlet limited şirket ortaklarının değişmesini yasaklamıyor. Ama öyle sonuçlara bağladı ki, yasaklasa daha iyi. Yasakçı olduğum için değil. Çünkü yasaklarda yasağın ne olduğu bilinir ve yapılmaz. Yasak bir şeyi yapan da sonucuna katlanır. Ama tuzaklarda öyle değil.

Cumhurbaşkanı'nın dediği gibi, herkes yaptığının maliyetini düşünmeli. Örneğin, laik demokratik hukuk devletini yıkmaya kalkanlar, sonucu düşünmeli, hesaplamalı. Yasak olduğu için de sonucun kötü olduğu belli. Ama şirket hissesi almak veya devretmek yasak değil. Öyleyse sonunda ne olacağını nasıl bileceksiniz? Hele bir de sonucu doğuran başkası ise?

Diyelim ki Şubat ayında bir limited şirketin hissesini aldınız. Siz hisseyi almadan önceki yılda eski sahipleri şirkette vergi kaçırmışlar ve siz bunu tespit edemediniz. Edemezsiniz. Eski ortakların kaçırdıkları bu vergiden siz de sorumlu olacaksınız.

Eğer bunu bilirseniz limited şirket hissesi almazsınız. Bilmezseniz alırsınız ve başkasının yaptığı, sizin haberiniz olmayan, bilmeniz veya tespit etmeniz mümkün olmayan bir şeyden sorumlu olursunuz.

Bir de aksine bakalım. Diyelim ki limited şirket hissenizi Haziran ayında sattınız. Siz satıncaya kadar şirketinizin bütün işleri düzgün ve 100 bin lira kâr var. Siz sattıktan sonra yeni ortaklar sizin gibi dürüst davranmadılar ve vergileri ödemediler. Bu durumda o vergileri ödemekten diğerleri ile birlikte siz de sorumlusunuz. Onlar dürüst değilse çoktan kaçmış olacakları için o vergileri cezalarıyla, faizleriyle birlikte siz ödeyeceksiniz. Üstelik bu sorumluluk müteselsil, yani devlet alacağını onlardan istemeden sizden isteyebilir.

Limited şirket hissesi almak, satmak yasaklansa daha iyi değil mi?

Yöneticiler de yanacak
Diğer şirketlerde de yönetici değişimi için aynı durum geçerli. Şirket yöneticileri değiştiğinde, kamu alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerde yönetici olanlar müteselsilen sorumlu olacaklar. Diyelim ki siz Şubat ayında yönetici oldunuz, önceki yıl kaçırılan vergilerden dolayı sorumlu olacaksınız. Ya da çok kârlı bir firmanın yönetiminden çıktınız ve yeni yöneticiler şirketi batırıp sizin dönemin vergilerini ödemediler. Yandınız!

Kazım Yılmaz

İŞLETME YÖNETİMİNDE MUHASEBENİN ÖNEMİ


Bir işletmede;üretim, pazarlama,muhasebe, finansman,Ar-ge, sevkiyat gibi ana bölümler ile halkla ilişkiler ve yardımcı hizmet bölümleri bulunur. İşletmeyi yönetmek demek; işletmedeki tüm birimlerin işini yürütmek,bunlar arası koordineyi sağlamak ve alınan sonuçları irdeleyebilmektir.

İşletmeyi yönetebilmek için bir çok bilgiye ihtiyaç duyulur. Bu bilgiler yöneticinin elinde olmadan herhangi bir yorum yapamaz. Sağlıklı bir karar da alamaz. Planlama yapamaz.

İşletmede karar almaya yardımcı olacak bir çok bilgiyi muhasebe bölümü sağlar. Diğer bölümler de önemlidir ama tüm bölümlerin birleştiği bilgi ağı muhasebe bölümünden geçer. Bu anlamda muhasebe gerçekten önemlidir.

Bu nedenle, muhasebe ve muhasebe bölümü işletme ve yönetici için çok önemli bir bölümdür. Muhasebedeki bilgilerin doğruluğu da bu anlamda yönetici için önem taşır. Zira buradan gelecek doğru bilgilere göre,doğru kararlar alması gerekir.

Muhasebe ile diğer bölümler arasında bilgi akışının doğru ve süratli bir şekilde olması lazım. Hatta bu konuda entegre muhasebe ve işletme programlarının olması lazım.

Her yöneticinin bu bilgi akışına önem vermesi gerekir. Bu bilgilerin güncel olarak muhasebeye akması gerekir.

Öte taraftan yöneticilerin çoğu finansmana çok önem verdiklerinden onlar için muhasebe demek, finansman demektir. Paranın hesabını bildikleri taktirde her şeyin hallolacağını zannederler. Halbuki bir yönetici için cari hesaplar,krediler,borçlar, aktifler, yatırımlar, banka hesap hareketleri, maliyet hesapları ve diğerleri de çok önemlidir.

Kayıt dışı ekonominin büyük boyutlarda olduğu ülkemizde; yöneticiler birde gayri resmi muhasebe tutma gereği duyarlar. Buna önem verdiklerinden resmi muhasebelerini de ihmal ederler.

Tabiidir ki kayıt dışı çalışan bir firma için,resmi olmayan muhasebe de karar alma sürecinde çok önem taşıyacaktır. Ama bu önem resmi muhasebenin önemini ortadan kaldırmamalı.

Gayri resmi yada resmi yaptığınız işlemlerin muhasebede kayıtlarını tutup, sonuçlarını rapor etmezseniz, bilgi hiçbir işe yaramaz. İşletmenin tüm bilgileri muhasebede şekillendirilip rapor halinde yöneticiye gider. Bu bilgiler bazen finansman ile ilgilidir,bazen maliyetler ile ilgilidir, bazen de kârlılıkla ilgilidir. Bazı durumlarda karşılaştırmalı birkaç yıla ait bilgidir. Bazen ödeyeceği verginin, bazen aldığı vergisel risklerin ve bazen de işletmenin kredibilitesinin göstergesi olan bir bilanço ve gelir tablosudur. Yönetici tüm bu bilgileri yorumlayarak sonuçlarını görerek kararlar verir.

Bu bağlamda muhasebe bilgileri işleyerek yöneticiye sunan bir bölümdür. Bu bölüm sağlıklı çalışmalı ve bilgiler zamanında ve doğru işlenmelidir. Yöneticiye zamanında ulaştırılmalıdır. Üretimin planlanması,satış fiyatının belirlenmesi,yatırımlara karar verme, kredibilite vs. bu bilgiler sonucu ortaya çıkar.

İşte bu ve sayamadığımız bir çok nedenlerle, muhasebe yönetici ve işletme için önemli bir bölümdür. İşletmeler ve yöneticiler muhasebeye önem vermelidir.


Hüseyin Bozkurt
Yeminli Mali Müşavir
Fırat YMM Gaziantep

Vergi borcu olan araç sahipleri dikkat!

ARTIK ARAÇLAR BAĞLANMAYACAK

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, vergi borcu nedeniyle araçların bağlanmayacağını bildirdi. Bakan Unakıtan, yaptığı yazılı açıklamada, motorlu taşıtlar vergisi ödenmemiş taşıtların fenni muayenelerini yaptırmamaları yönündeki sıkıntıların giderildiğini kaydetti.

Bakan Unakıtan, şöyle devam etti:

''Geçen hafta Meclis'te kabul edilerek yasalaşan 5766 sayılı kanunla motorlu taşıtlar vergisi ödenmemiş taşıtların fenni muayenelerini yaptırmamaları yönündeki sıkıntılar giderildi. Taşıtlar motorlu taşıtlar vergisinden oluşan borçları taksitlendirildiği takdirde fenni muayenelerine izin verilmesi imkanı getirildi.

Bu düzenleme dikkate alınarak, bugüne kadar taksitlendirme kapsamı dışında tutulan motorlu taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zamları, taşıt ile ilişkili olan trafik idari para cezaları, Karayolu Taşıma Kanunu'na göre verilen idari para cezaları, otoyollardan kaçak geçiş yapan araçlar ile ilgili olarak tahsili gereken geçiş ücreti ve idari para cezalarından olan alacakları taksitlendirme kapsamına alındı. Taksitlendirilmesi uygun görülen bu tür borcu bulunan mükelleflerin taksitlendirmeye taleplerinin ilgili verdi dairelerince sonuçlandırılması yönünde yetik devri yapılacak ve bu tür borçlarını taksitlendiren mükellefler, araçlarının fenni muayenesini yaptırabilecekler.''

ANKA

Zenginlere vergi affı

Dünyanın en pahalı benzinini kullanan Türk vatandaşına bir de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti yükü geldi

Spor kulüplerinin vergi borçlarına erteleme getiren kanun tasarısı önceki gün Meclis Genel Kurulu’nda yasalaştı. “Temel yasa” olarak görüşülen kanun tasarısına göre, 31 Aralık 2017 tarihine kadar sporculara yapılan ödemelerden, en üst ligdekiler için yüzde 15, en üst altı ligdekiler için yüzde 10, diğer liglerdekiler için yüzde 5 oranında gelir vergisi kesintisi yapılacak. Yurtdışı çıkış tahdidi, 100 bin YTL ve üzerinde olan teminat altına alınmamış alacaklar için uygulanacak. Yeni yasa hostes ve pilotları gelir vergisinden muaf tutarken, motorlu taşıtlar vergisini de taksitlendirme olanağı sundu.

Yeni yasa akaryakıta da ekstra zam getirdi. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında kurulan ajansa yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı vergiden düşülecek. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında yapılacak harcamalara kaynak sağlamak amacıyla benzine litre başına 1.5 Ykr, motorin türlerine de litre başına 1 Ykr zam yapılacak. Uygulama, 3 yıl boyunca sürecek. Proje kapsamında oluşturulan fonda toplanacak gelirlerin öngörülen harcamaları karşılamaması durumunda Maliye Bakanlığı’nın 2008 bütçesinden 250 milyon YTL’ye kadar ödenek aktarılacak. Ayrıca yasa 100 bin YTL’ye kadar borcu olanların yurtdışına çıkışını da yasaklıyor.

Pilot ve hostesler vergi ödemeyecek
Kanunİ veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde uçuş maksadıyla görevlendirilen pilot ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren yetkili sivil havacılık otoritesince sertifikalandırılmış personele, fiilen uçuş hizmeti; denizaltına dalış yapanlara dalış hizmetleri dolayısıyla yapılan ödemelerden, gelir vergisi kesintisi yapılmayacak. İşyeri açmaksızın, hurda metal, plastik, naylon, kağıt, cam ile atık şişeleri ve benzerini geçimini sağlamak üzere toplayarak satan kişiler, gelir vergisinden muaf olacak.

Birinci lig futbolcusu % 15 vergi verecek
En üst ligdekiler için yüzde 15, en üst altı ligdekiler için yüzde 10, diğer liglerdekiler için 5 oranında kesinti yapılacak. Lig usulüne tabi olmayan spor dallarındakiler ile milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemeler için yüzde 5 oranında gelir vergisi kesintisi uygulanacak. Sporcular, bu gelirleri için yıllık beyanname vermeyecek, diğer gelirleri dolayısıyla beyanname vermeleri durumunda bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecek.

Motorlu taşıt vergisi taksit taksit ödenecek
Ocak ve Temmuz olmak üzere yılda 2 kez alınan Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) borcu bulunan mükelleflere borçlarını taksitlendirmeleri hakkı getiriliyor. Türkiye Kızılay Derneği’ne ait taşıtlar, MTV’den muaf olacak. Bu arada yurtdışında ölen kişilerin cenazesinin Türkiye’ye girişi sırasında düzenlenen evraktan, damga vergisi alınmayacak.

Ücretliye beyanname verme yolu göründü

Ücretlilerin vergi sisteminde değişiklik için çalışma yapılıyor. Buna göre; % 15-20 arasında bir stopaj oranı belirlenecek, bu oranı aşanlar beyanname verecek. Çalışanlar, vergi farkını bankaya yatıracak.

Maliye Bakanlığı, yeni Gelir Vergisi Kanunu ile birlikte, işçi ve memurların vergi rejiminin değiştirilmesi için araştırma yapıyor. Çalışmada, 'çalışanların brüt ücretlerinin düşük gösterilmesi, gerçek ücret ile brüt ücret arasındaki farkın başka adlar altında ödenmesi ve bu yolla devletten vergi kaçırılmasının önüne geçilmesi' hedefleniyor.

AYLIK BİLGİ VERİLECEK
Bu amaçla başlatılan çalışmada, öncelikle işverenlerin, çalışanlarının ayrıntılı ücret döküm listelerini, aylık olarak Gelir İdaresi'ne bildirmesi öngörülüyor. Gelir Vergisi Kanunu'nda yapılması düşünülen değişikliklerle işçi ve memurlar normal gelir vergisi tarifesi dışına çıkacak. Sistem şöyle işleyecek:

* İşçi ve memurlar için yüzde 15-20 arasında bir stopaj oranı belirlenecek.

* Şu anda stopaj, gelirin tutarına göre artan oranda yapılıyor. Bu defa stopaj ücret ne olursa olsun tek oranda yapılacak.

* Stopaj yüzde 20 olarak belirlenirse, gelir vergisinde yüzde 15'lik dilimde olan asgari ücretlilerin vergi yükü artacak. Artmaması için, asgari geçim indirimi tutarları yeniden belirlenecek ve mevcut yük korunacak.

* İşverenler, her ay ücretlerden belirlenen oranda stopaj kesintisi yapacak ve bunu Hazine'ye aktaracak.

* İdare, çalışanın brüt ücret toplamı ile stopaj dökümünü çıkartacak. Stopaj dilimini aşan brüt ücret sahiplerinden beyanname alınacak ve geri kalan vergi tahsil edilecek. Çalışan da ek olarak ödemesi gereken vergiyi bankaya ödeyecek.

Takvim Gazetesi