Bir eşi olmalı insanın
Rüzgar O'nun kokusunu getirmeli,
Yağmur O'nun sesini.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği,
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken,
Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!

Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!
Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim...

Can YÜCEL



Çok severim masmavi gökyüzünü, huzur bulurum ona bakarken. Sonra içinde parça parça beyaz küçük bulutları gördükçe onları bir şeylere benzetirim, hayal kurarım. Hayal aleminde yaşayan benim gibi biri için en güzel araçtır gökyüzü ve içindeki beyaz bulutlar.

Derken gövdesi kocaman ağaçları sallayan, tozları havada uçuşturan sert bir rüzgar eser. Bu rüzgar bütün o küçücük bulut parçacıklarını bir araya getirerek, masmavi gökyüzünü görünmeyecek hale getirir. Hava kararmıştır, artık gökyüzüne baktığında sadece bulutları görürsün ve bulutlarda beyaz değildir artık onlarda kararmıştır. Böyle olunca gökyüzüne baktığımda duyduğum huzurdan eser kalmaz. Sanki gökyüzü kaşlarını çatmış bana kızmıştır sanki.

Bu karartının, bu kaş çatışın ve bu kızgınlığın ardından içini döker gökyüzü. Bazen olanca şiddetiyle, göz gözü görmeyecek şekilde sanki bana bağırıyormuşçasına sağanak yağmur olarak döker içini. Bazen ceviz büyüklüğünde dolu şeklinde kızgınlığını kafama vurarak çıkarmak istercesine döker içini. Bazen de usul usul çiseleme şeklinde içindekileri onu anlayım diye yavaş yavaş anlatarak okşarcasına bir tokat tadında döker içini.

Hangi şekilde yağarsa yağsın sonuçta yağmur dinip gökyüzü aydınlanacaktır. İşte bu yüzden severim yağmurun her şeklini. Ben hava karardı ve bir müddet bana kızıp karardığı için sevmeyi bırakmam asla gökyüzünü. Çünkü bilirim ki bu karartı geçicidir ve bana içindekileri döküp yağdığında gökyüzü aynı maviliğine geri dönecektir ve ben tekrar o mavi gökyüzü altında huzurla yaşamaya ve küçük beyaz bulut parçacıklarına bakarak hayal kurmaya devam edeceğimdir.

Herkesin hayatında gökyüzünün karardığı gibi; insanı sıkan, üzen ve huzursuz eden günleri vardır. Mühim olan; bu sıkıntılı günlerin geçmesi için ne şekilde olursa olsun içini dökmek ve sıkıntılı günlerin geçecek olduğunu, aydınlık günlerin geleceğini bilerek yaşamaktır.